Edirne Meriç Kıyısı Şiiri - Veysel Sari

Veysel Sari
394

ŞİİR


12

TAKİPÇİ

Edirne Meriç Kıyısı

Sınır boylarında akşamın kızıllığı dökülürken Meriç’in sularına,
Eski bir yara sızlar bağrımda, Balkanlar’ın o amansız serin efkarı yayılır gecenin koynuna.

Selimiye’nin devasa gölgesi çökerken Kırkpınar’ın dualı er meydanına,
Ben bu kadim serhat şehrinde, geçmişin o devasa yüküyle tek başıma kalırım.

Tunca Köprüsü’nün dilsiz taşlarına sinmiştir gurbete gidenlerin yetim kalmış ayak izleri;
Uzaktan bir saz inler, "Arda boylarında ben feraye’m" türküsü dökülür rüzgara...

Mimar Sinan’ın taşı dize getirdiği o muazzam kubbenin altında,
Bir daha kanar içimde o hiç kapanmamış ayrılık yarası, o bitmeyen göç ağıtı!

Karaağaç’ın ıssız, çınar gölgeli yollarında adımlarken yalnızlığımı,
Eski Cami’nin sütunlarında yankılanır asırlık duaların, padişah tuğralarının sesi.

Saraçlar Caddesi’nin tenhalaşan ışıklarında, Bayezid Külliyesi’nin su sesine karışır gece;
Kırık bir Balkan sevdası gibidir bu kentte adımlamak zifiri karanlığı!
Hangi sokağa sapsam bir yaprak dökümü, hangi taşın üstüne otursam bir direnişin hikayesi...

Ne hırçın rüzgarlar yıpratabildi bu serhat kalesinin bükülmez, mağrur bileğini,
Ne de acı yıllar silebildi bağrındaki o kutlu mirası.

Edirne dediğin; bir yanıyla Balkan ayazında tek başına vatan nöbeti tutan,
Bir yanıyla sevdasına da çilesine de başı dik duran o hiç teslim olmamış çelikten yürektir!

Veysel Sari
Kayıt Tarihi : 28.08.2026 01:51:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!