Ecel ile raks eden, canım harap bitti,
Irağında yiten vaktim, heder gitti.
Düşlerim, deryanın peşinde sürüklenirken,
Kesildi inancımın feri ve çöktü.
Gamlı gamlı sam yelinde, kurudu tazeliğim,
Bitmeyen bir feryat figan kimsesizliğim!...
Ben sevdanla, çıldırmış sanılsam da?
Parça parça etseler beni, senin dibinde!
Acı bir veda bulacaksın, bakışımda...
*
Kuraklıkla cenk eden, özüm çorak kaldı,
Damlasız akan çağım, kurak kaldı.
Hülyalarım, serinliğin izinde sekerken,
Söndü direncimin közü ve sindi.
Dertli dertli sahra sıcağında, yandı benliğim,
Dinmeyen bir sızı, sancı çaresizliğim!...
Ben, ateşle kavrulmuş sayılsam da?
Lime lime kesseler beni, senin izinde!
Koyu bir hüzün, sezeceksin duruşumda...
*
Yoklukla harp eden, bağrım delik düştü,
Pınarsız düşen anım, sönük düştü.
Arzularım, vahanın yolunda gezerken,
Tükendi takatimin dermanı ve bitti.
Yaslı yaslı, çöl fırtınasında soldu diriliğim,
Susmayan bir çığlık, nida sahipsizliğim!...
Ben, hararetle tutuşmuş bilinsem de?
Zerre zerre dökseler beni, senin gölgende!
Soğuk bir matemi, göreceksin yüzümde...
*
Güneşle meşk eden, gövdem bitap oldu,
Yağmursuz süren ömrüm, serap oldu.
İsteklerim, ırmağın ufkunda uçarken,
Kırıldı gayretimin kanadı ve düştü.
Kederli kederli kum ayazında, bitti tazeliğim,
Geçmeyen bir yara bere sensizliğim!...
Ben, susuzluktan delirmiş anılsam da?
Hücre hücre yaksalar beni, senin berinde!
Derin bir sitem, duyacaksın sözümde...
*
Ateşle cenk eden, fikrim duman sardı,
Bulutsuzca geçen devrim, yalan sardı.
Niyetlerim, ummanın dibinde yüzerken,
Çekildi sabrımın suyu ve kurudu.
Elemli elemli bozkır soğuğunda, dondu gençliğim,
Sönmeyen bir kor alev hederliğim!...
Ben, hasretle kendimden geçmiş olsam da?
Dilim dilim yırtsalar, beni senin mahallinde!
Kalıcı bir iz, bulacaksın alnımda...
*
Sıcakla dertleşen, tenim kavruk durdu,
Kuyusuz geçen günüm, savruk durdu.
Meraklarım, şelalenin sesinde coşarken,
Kesildi dizlerimin bağı ve koptu.
Sancılı sancılı güneş altında, eridi neslim,
Yitmeyen bir ah vah kadersizliğim!...
Ben, çölden aklını yitirmiş görülsem de?
Kıymık kıymık oysalar beni, senin nezdinde!
Vahim bir son, okuyacaksın cismimde...
*
Tuzla söyleşen, dilim pas tuttu,
Nehirsiz esen vaktim, yas tuttu.
Rüyalarım, göletin kıyısında beklerken,
Bitti ömrümün vadesi ve doldu.
Hüzünlü hüzünlü yaz sıcağında, göçtü şenliğim,
Susmayan bir inilti garipliğim!...
Ben, yangınla kül olmuş yazılsam da?
Ufak ufak ezseler beni, senin yönünde!
Sessiz bir kaçış, hissedeceksin tenimde...
*
Serapla yol giden, aklım zayi gitti,
Gölgesiz biten senem, fani gitti.
Umutlarım, denizin koyunda yatarken,
Yıkıldı düşlerimin çatısı ve göçtü.
Acıklı acıklı, kum yığınında söndü ferliğim,
Dinmeyen bir sitem şikayet hiçliğim!...
Ben, bu yolda meczuptur denilsem de?
Tane tane kırsalar beni, senin eşiğinde!
Yorgun bir bakış, süzeceksin suretimde...
*
Kırgına dönen, halim perişan oldu,
Suya uzak her saniyem, hüsran oldu.
Dileklerim, yağışın ardında kaçarken,
Kısıldı sesimin tonu ve sustu.
Korkulu korkulu gece ayazında, bitti erliğim,
Geçmeyen bir kahır zulüm bitkinliğim!...
Ben, arayıştan sapıtmış bilinsem de?
Adım adım sürseler beni, senin peşinde!
Solgun bir resim, bulacaksın cebimde...
*
Alevle dost olan, bahtım kara yazıldı,
Çeşmesiz geçen çağım, yara yazıldı.
Dualarım, bulutun üstünde gezerken,
Dağıldı neşemin tozu ve uçtu.
Zehirli zehirli, çöl rüzgarında soldu benliğim,
Bitmeyen bir vaveyla yalnızlığım!...
Ben, sıcaktan aklımı yemiş olsam da?
Lime lime doğrasalar beni, senin evinde!
Ebedi bir hiçlik, göreceksin gözlerimde...
Kayıt Tarihi : 13.1.2026 12:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!