Düşünce bumerangı (deneme)

Bekir Şahin 2
1079

ŞİİR


94

TAKİPÇİ

Düşünce bumerangı (deneme)

Düşünce bumerangı

Ne oldu da hazan oldu? Soğudu sanki yalnızlığım, evim… Üstüme bir şeyler almak istiyorum ısınmak için… Hayallerimi… Dünyaları kuşatıyor gökkuşaklarım… Bir oraya uçuyorum bir buraya… Ölmüyorum hayallerimde asla… Daima gencim; gülücükler saçan ve ne yaptığını bilen… Salıncaklarda gökyüzünü kucaklıyorum her seferinde… Gökkubbenin karanlığından yıldızların dehşet-amiz parıltısından korkmuyorum… Semalarda yapayalnız uçuyorum, dolaşıyorum hiçkimsenin ufkunun dahi yetmediği sessizlik koridorlarında…

Yalnızca bana nasip olan koridorlarda yürüyorum bazen… Büyük bir sükunet var saray kapılarında… Makamın büyüklüğünün sessizliği… Sabahın çok erken saatlerinde hani seher vakti deniyor ya, işte hafiften loşluk olan o ciddi zaman diliminde perdeyi aralıyorum… Balkona çıkıyorum, soğuğu burnumun kemiklerini titretircesine içime çekiyorum… Kargaların seyrüseferlerine takılıyor gözlerim… büyük kalabalık… Sonra yeşil bir tepenin karşısına kurulmuş hummalı bir fabrikaya bakıyorum… Harıl harıl çalışmış sabaha kadar… İcraatın içinden bana selam çakıyor… Çok önemli mesajlar sunuyor… Derken boğaza nazır balkon demirlerinden gürül gürül geçen gemiyi seyrediyorum. Dışarıdan bakıldığında hiçbir şey yokmuş gibi ancak içinde bir dünya dönüyor… Evim dışarıya nazaran daha aydınlık… İçeri giriyorum… Herkes uykuda yalnız ben uyanığım… Huzuru buluyorum tatil havasında… Güven insana verilmiş en güzel duygu…

Sonra bir ‘Zor’ lafı dökülüyor dudaklarımdan… ‘Bu yük, zor…’ diyorum. Kendimi ‘altına girmek’ mecburiyetinde hissetmek fikrini dahi taşıyamıyorum… ‘Şart mı? ‘, ‘Olmazsa olmaz mı?’, ‘İlla da olmalı mı?’, ‘Kim nasıl belirledi? ’ soru işaretleri bir olta iğnesi gibi beynime saplanıyor adeta… Bu kısır döngüden çıkıp semalarda kendime yukarılardan nasıl bakabilirim diye sorguluyorum. Bir sabah olsa da herşeyi unutsam diyorum: Heyhat! Her sabah yükün daha da ağırlaştığını görüyorum… Bu işin sonu nerede sona erecek bilemiyorum… Tekrardan başa dönüyorum…Bir ‘zor’ daha çekiyorum…

Aradaki muazzam fark bilmem nasıl kapanacak… Hedeflerden oldukça sapmışım… Yıllarla ifade ediliyor kaybettiklerim… Aşk denince fiyasko geliyor kelimenin hemen yanına… Zenginlik denince ellerim hemen dilenci pozisyonuna geçiyor otomatik olarak… Şöhret denince tükürükler saçılıyor bir anda yüzüme… Heyecan denince sönmüş, silik, donuk buz gibi bir yüz karşıma dikiliyor… Hayallerime sarılayım bari diyorum: Bir anda şimşekler çakıyor, yağmur mu yağıyor acaba diye soruyorum kendi kendime bir de ne göreyim… Kırıklar yağıyor cam gibi… Her tarafıma saplanıyor kan revan içinde… Bir muaazam fark var ben ve içimdeki benle…

Çok güzel başlıyor hikayelerim fakat hep acı bir sonla bitiyor… Her hikayemde ben ölüyorum… Oklar hep onikiden kalbime saplanıyor… Aşkta doruğa çıkıyor sonra uçurumdan düşüyorum aşağı… Labirentlerde kaybolan benim… Televizyonlarda çıkan tüm olumsuz haberler benim üzerime kurulmuş… En ufak tıkırtıda korkan bir şizofren hassasiyetinde kalbim… Tir tir titriyor kalbim zar gibi… Her oyunda ben kaybediyorum… Felaket tellalığı yapmak hep bana düşüyor… Her kötü senaryonun konusu benim… Herkes işine bakarken ben içime bakıyorum daima… Her zaman soruyorum kendime: ‘Ne oldu da hazan oldu?’

Bekir Şahin

Bekir Şahin 2
Kayıt Tarihi : 30.08.2021 22:23:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Bekir Şahin 2