yıldızları indirdim suya
yakamoz kokulu rüyalarım oldu
düşlerin kıyısından çıktım yola
ayrılışlarım oldu
rüzgar tatlı tatlı eserken
ağaçlar usul usul boyun eğerken
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Güzel desem, güzelin son hecesinden zelzele meydana gelir. Çirkin desem, çirkinin son hecesinden kinayeli bir söz arar şair. Nefis desem, dedim bile. Nefisin son hecesinden... şşşt kimse duymasın. Fiskos fiskos :)
tebrikler ufukçum harika olmuş...
Güzel bir şiirdi...
Selam ve saygıyla
kutlarim her zamanki gibi bu siirde,de basarilisiniz...
'bu düş... bu düşüş...
çalıntı bir aşkın ayak sesi beynimde
ve bir karganın buruk sesiyle
uyanışlarım oldu' Şiir Perisi grubunun 18. hafta şiir yarışmasında birinci olan şiirinizi tekrar kutluyorum. Selam ve sevgilerimle.
bir düş....bir düşüş
çalıntı bir aşkın ayak sesi beynimde....süper düşünce ve bence çok anlamlı ifadeler...tebrik ediyorum...
sevgi ve saygılarımla..
Şiir Perisi Grubumuzun haftalık şiir yarışması olan ''Haftanın Şiiri'' adlı etkinliğimizin 2007/18. Hafta Şiir Yarışmasında sayın Ufuk Bayraktar'ın ' Düşsel Çalıntılar' adlı şiiri, yapılan puanlama neticesinde haftanın şiiri seçilmiştir...
Sayın Ufuk Bayraktar'ı bu haklı başarısından dolayı kutluyor, nice büyük başarılara imzalar atmasını diliyoruz...
Sevgi ve saygı ile...
- - Düşsel Çalıntılar
yıldızları indirdim suya
yakamoz kokulu rüyalarım oldu
düşlerin kıyısından çıktım yola
ayrılışlarım oldu
rüzgar tatlı tatlı eserken
ağaçlar usul usul boyun eğerken
ben baş kaldırdım geceye
isyanlarım oldu
koptu bir an yüreğimin kayışı
sustu gecenin hüzünlü şarkısı
ay tutulurken dilim tutuldu
suskunluklarım oldu
düşlerimde kır çiçekleri açtı
her biri sevgilinin başında taçtı
düşsel bir sevdaya tutuldum
yanlışlıklarım oldu
çalakalem şiirler yazarken
dört nala uzaklaşırken ayaklarım
dönüp arkama baktım son kez
pişmanlıklarım oldu
bu düş... bu düşüş...
çalıntı bir aşkın ayak sesi beynimde
ve bir karganın buruk sesiyle
uyanışlarım oldu
Ufuk Bayraktar
çalakalem şiirler yazarken
dört nala uzaklaşırken ayaklarım
dönüp arkama baktım son kez
pişmanlıklarım oldu
Hayat...düşsel lakin bir o kadar da gerçek...çok güzeldi şiir sevgili Ufuk...sevgiyle kal :)
koptu bir an yüreğimin kayışı
sustu gecenin hüzünlü şarkısı
ay tutulurken dilim tutuldu
suskunluklarım oldu
düşlerimde kır çiçekleri açtı
her biri sevgilinin başında taçtı
düşsel bir sevdaya tutuldum
yanlışlıklarım oldu
çalakalem şiirler yazarken
dört nala uzaklaşırken ayaklarım
dönüp arkama baktım son kez
pişmanlıklarım oldu
bu düş... bu düşüş...
çalıntı bir aşkın ayak sesi beynimde
ve bir karganın buruk sesiyle
uyanışlarım oldu
yüreğiniz dert görmesin....çok güzeldi...saygılar
Bu şiir ile ilgili 9 tane yorum bulunmakta