Bir ana, bir baba, bir sıla vardı,
Taş duvar, çamurdan bir yuva vardı.
Çocukluk günlerim mazide kaldı,
Şimdi gönlümü o toprak çekiyor.
Anamın tandırda pişen ekmeği,
Babamın sunduğu helal emeği.
Özledim dağdaki o hoş yemeği,
Gözlerim arıyor, içim yanıyor.
Gurbetin elleri buz gibi soğuk,
Sıladan uzakta sesimiz boğuk.
Yüreğe oturdu o derin soluk,
Vurdukça dert yükü, ömür akıyor.
Yıllar su misali saçıma aktı,
Gençliğim maziye bir nişan çaktı.
Kader bizi gurbet yola bıraktı,
Yollara baktıkça yaşlar döküyor.
Salim der; bu dünya fani, yalanmış,
Sılada geçen gün bir rüya imiş.
Gurbet dedikleri cana kıyanmış,
O taş ev burnumda buram tütüyor.
Kayıt Tarihi : 6.07.2026 13:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!