Önce beklemek vardı en iyi bildiğimiz. Beklediğimizin adı düşlerde söylenir, kendisi bize gel derdi. “Gel” demek bizim dileğimizdi ve sırf bu yüzden beklenecekti. Ellerimizle, dilimizle ve en nihayetinde gözlerimizle verdiğimiz davetler vardı. Birilerinin söylediği ve birilerinden öğrendiğim gibi; gönül kapısının tokmağı yoktur ve içerden açılmaz. O kapı ki ancak -sahibi sen olsan da- anahtarı başkasında olandır. Ve kapının açılacağı saat yakındır. Birilerinin söylediği ve birilerinin öğrettiği gibi işte… Kapı an gelip açılıverdi ve güzeldi. İlk adı sevmek olanın, ikinci adına sevilmek denildi; gelen “sevmek sevilmek”ti…
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta