Önce beklemek vardı en iyi bildiğimiz. Beklediğimizin adı düşlerde söylenir, kendisi bize gel derdi. “Gel” demek bizim dileğimizdi ve sırf bu yüzden beklenecekti. Ellerimizle, dilimizle ve en nihayetinde gözlerimizle verdiğimiz davetler vardı. Birilerinin söylediği ve birilerinden öğrendiğim gibi; gönül kapısının tokmağı yoktur ve içerden açılmaz. O kapı ki ancak -sahibi sen olsan da- anahtarı başkasında olandır. Ve kapının açılacağı saat yakındır. Birilerinin söylediği ve birilerinin öğrettiği gibi işte… Kapı an gelip açılıverdi ve güzeldi. İlk adı sevmek olanın, ikinci adına sevilmek denildi; gelen “sevmek sevilmek”ti…
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta