DÜŞ ŞİİRLERİ

DÜŞ ŞİİRLERİ

Murat Demirci

Kal demek miydi?
bende ki sende varolmak:
Yahut uzak mıydı?
sana dair düş kurmak,
yanıltı içinde aşık olmak ve
avutulmak kendi düş kırıklarında.
gidişine tutsak olmak
..

Devamını Oku
İsmail İyidil

Mavi düş
Sıkıntılı bir vaktin içinde
Her türlü yalana gebe
Masum gülüşlerle
Çürük temeller üzerine kurulan
Aşk adına yaşanıyor say tüm zamanları
Onur adına bir şeyler yap
..

Devamını Oku
Mahmut Cantekin

Vicdansızın piri çıktın,
Genç yaşımda yuvam yıktın,
Demir oldun kolum sıktın,
Yeter gayrı düş yakamdan…

Yuvam ettin sen gurbeti,
Yüreğimde dost hasreti,
..

Devamını Oku
Ali Aydogan

Nedir duyduklarım Yasadıklarım
kaldım gülüşünde yarım yarim
sevdim seni bir mavi düş gibi
hayal oldum düş oldum

Ey hayat şimdi neredesin
nerenin bilinmezindesin
..

Devamını Oku
Ali Şeyh Özdemir

'Düş' tü;

------Düştü...
..

Devamını Oku
Işığımız

ben- beni göremiyorum - sizleri düş ünmekten ziyade
ne olur birazda düşleriniz den bahs edin - anlatın düşlerinizi
bu acize.
kedi idim uysallaştım, huzurdayım halimle
baktım ki birden oturmuş beklerim.
hayvanseverlerin dizinde.
ciğer gibi bekliyorum. sizden
..

Devamını Oku
Hikmet Tunç

Bir umut yeşerdi hüzün mevsiminde
Düş olup düştüm yollara

Gerçekleşir diye o düş o dönüşler
Hani unutulurda serde serzenişler
Güneşle açılır o gül o gülüşler
Ömrümün son baharında.
..

Devamını Oku
Eylem Karabulut

Sayfaları doldursam bitermi hasretin,dönermi ummandan son nefesin.Kelimelerimi sırtladım,sana gelirken özlemim,hasreti yürek yangınını söyleyecek söz bulamıyorum.Özledim demek yetmiyor kelimelerle vicdan savaşında.Biliyorum ki beni duyuyorsun,biliyorum ki ben senin yine en küçük sevgili kızınım...Değil mi baba? ...evet de....söyle baba! ! ! Öyle bir yangın bıraktın ki yürekte,ne ben söndürebiliyorum zamansız ayrılığın ateşini,ne de düşlerimde ki sen,anlamsız boşluğu....Ölüm, şehrin yanlızlığının her yanını sarmış yine bu gece.İlk defa ölümden korkmuyorum.İlk defa bilmediğim bilmeceye kafa tutuyor beynim.Seni sensiz yaşamanın verdiği vicdan,elimi uzatsam tutabilecek kadar yakınken....keşkelerin savaşında boğuluyor zaman...Yılların yorgunluğu,Küskünlüğü taş koydu yoluma babam! ! ! Umutlar taşıdım hep düş mavisinde,bekledim bu öfke birgün dinsin diye.Yol ayrımının çıkmazında bir ben kaldım...bir ben bir ben kaldım....Uzandım tabuttaki yanlızlığına,Öylece yatıyordun boylu boyunca...Yitik günlerimin cenazesi....hadi kalk! ! ! .....sarıl sende boynuma....bakma bana öyle...git de kal de....bana öldüm demee....deme! ! ! Sen ki bu hayattaki cesaretimdin,sen ki umutsuzluğumu dayadığım dağımdın,sen ki sözlerini yemin bellediğim atamdın babamdın! ! ! Yarı yolda bırakmak varmıydı bu kitapta...Yüreğim yangın yeri..söyle kim söndürür bendeki bu seli.Ben üşüdüm sensizlikte,ben ölürüm bu sessizlikte...Beni bu sessizliğe kurban etme babaa...deme bana öldüm deme babaaa! ! ! !
..

Devamını Oku
Murat Kalaç

Düş gördüm; olmayacak düşler.Bir çift melek kanadıydı tutunduğum.Şimdi melekler yüzünü çeviriyor rüyalarımda bana.
İçimde deli taylar var.Hep aşk için koşan.Hep koştular,hep yenildiler.Şimdi bir kez daha koşmak istiyorlar gecenin içinde.Ve ben bile bile bu koşunun sonunu durun diyemiyorum onlara.
Hırçın ve deli taylar...Onlar ki yağmur altında koşmayı çok severler.Yaraları tuz kokar şehrin sokaklarında her koştuklarında.
Düş gördüm...Olmayacak düşler.
Gece yarıları kırmızı karanfiller bıraktım kapına sen görmedin.Oysa bu tayları yalnız sen durdururdun.Bu kentteki en büyük yangınsan alevlerin yüzümde dolaşır her gece bunu bil.
Ve ben her beyaz eklendiğinde saçlarıma sana adıyorum geçen zamanı.Uykusuzluğun kaçıncı halkasındayım bilemezsin.Kaç sigara dumanından adını yazacağım...
Fırtınanın içinde, yağmur altında deli taylar koşuyor yüreğimde.Durdurursan sen durdurursun.Öldürürsen yine sen...
..

Devamını Oku
Esin Döndüoğlu

gül/dün gül/düm açtım
büyüdün büyüdüm taştım
gördüm gördün saçtın
düş/tün düş/tüm kavuştum

açtım açtın ulaştım
sevdim sevdin şaştım
..

Devamını Oku
Aysel Bektaş

Hangi dilde feryad ediyorsa insan işte acının yatağıdır
Her şehirde bir figan her evde bir fakirlik yatar
Soğuktan sızlayan parmaklarını ısıtan çocuklar
Ekmek kavgasına düşmüş yüreklerde sevgi tükenmiş
Bir yol olmalı sevgiye giden her sevdaya uyanan bir düş olmalı

Uykusunda tadını öğrendikleri şekerlere ağlayan çocuklar
..

Devamını Oku
Muhammet Akyüz

Gece geç vakitte şehremini sokaklarda,
Çığlık sesleri geliyor kulaklarım,
Kulaklarımız ne kadar ellerimle kapatsamda,
Yankılanıyor o çılaklar kulaklarımda,
Haydi düş bir kere şehrimin sokaklarına,
Anlarsın belki neler çektiğimi buralarda,

..

Devamını Oku
Sami Uluğ

zapta düş beni
seni uyuyan gözlerimi
aklına sığan tüm
yakın ve uzak ihtimalleri
ellerine gri kanlar sürdüğün
üç yüz günün mahşerini

..

Devamını Oku
Ebru Yılmaz

bir düş görüyorum şimdi
yeşiller içinde bir ev
evin önü nergis dolu kokladıkca huzur buluyorum
bütün kır çiçekleri yan yana
alevler içindeyim yanıyorum
bir düş görüyorum şimdi öğlesine huzurluyum ki
kimse yok düşümün içinde
..

Devamını Oku
Aykut Erkan

Bir düş gör ki seni uykundan eden
Bir rüya gör ki seni ağlatıp sızlatan
Bir düşün terletip sırılsıklam eden rüya

Bir düş gör seni deli eden kafanı karıştıran
Acılar içinde inleten haykırışlarla ağlatan
Benim için hep benim için bir düş bir rüya
..

Devamını Oku
İlhami Seçkin

Hayat bir hayal
Ömür ise, düş

Ne İnsan, ne Öcü
Bu delinin işi gücü

Gel, benim gibi yalan
..

Devamını Oku
Azmi Tuluğ Akşit

Buğulanmış camı ovalıyorum, damlacıklar devam ederken
Bakıyorum, ıslak topraklı yolun ardındaki hırçın denize
İstikametsiz çıkıyorum ıslak topraklı yola, yağan isyankâr yağmurlara rağmen
Balıkçı tekneleri ile selam çakıyor, hırçın denizin üstünden..

Yürüyorum yarı taşlı yollardan
Huzur yağıyorken üzerime, sesleniyorum gerçekleşmeyen paramparça düş kırıklarım
..

Devamını Oku
Selçuk Yazıcı

alacaklarını düş
kendimi ver bana
..

Devamını Oku
Mehmet Aytekin

Bilirim bu gidişin hayra alamet değildir.
Gözlerini kaçırmanın sebebi bellidir.
Bu aşkın kalemi kırıldı demektir.
Gözlerimden bir damla ile düş te git.

Sebebini sormadım haklı sanma kendini.
Ellerinle çektin bu sevdanın ipini.
..

Devamını Oku
Gözde Hatiboğlu

Yapraklar turuncuya çalıyor gezdiğim sokaklarda. Rüzgara direnecek, savrulmayacak zamanları çoktan geride bıraktılar. Üstüne üstlük yağmurda eklenince iyiden iyiye basılası oldular yollarda. Üşüyor ağaçlar. Geceler biraz sakin ama sıcak değil artık. Üstümde hırkam, kollarımı yalnızlığa dolayıp, başım önde Arnavut kaldırımlı taşlara topuğum girmesin diye dikkatle yürürken sesini dinliyorum yitik bir İstanbul semtinin. Köşe başları sanki yol tutmuş, seni bekliyor. Birini görüyorum sonra eski bir akşama dokunuyor. Sahi sızılar geçer miydi. Dudak arası gülümsemem görünüyor vitrinin aynasında.

Yanımdakilerin varlığına iştirak edemeden yürüyorum şimdi gece yarısına az kala. Dönüp durduğum yerlerde senli cümleleri fark ediyorum sadece. Aslında zihnimin tümden sen oluşunu gizlemek kolay, istemiyorum. Gerçeğin içinde bir düş gezgini gibiyim. Burnuma bir su kokusu çekiyorum, eskilerden. Hani havuzların doluşuna eşlik eden sesle birlikte bir koku yayılırya havaya biraz klorlu, biraz iyotumsu. Geriletiyor bu koku aşkı ruhun eşini aramak olarak öğrendiğim zamanlara. O gün bugündür derviş misali yollarda olan bedenim seni buldu ve durdu.

İşte yaprakların yeni bir bahara kadar toprağa döndüğü bu mevsim ben de kendimi dinlemek için içime döndüm. Ne gerçeğim ya da neydi hayal dediklerim. Kolu içine kaçmış bir gömlek gibi tutunacak ve dışarıya çıkaracak birine kadar kaçağım dünyadan. Kim deme, sahibine yazdığım yazıların sahibisin işte. Bir kış uykusu benimki belki de. Şöyle serin bir kuytuda, başıma yorganımı çekmiş, daldığım heyecanlı rüyaların tadıyla ağzımın biraz suyu akmış huzurlu uykudayım. Elimde aşkın bir kereliğini doğrulayan yarısına vardığım kitabım, düştü düşecek. Rüyama dışardan gelen hüzünlü şarkılar eşliğinde terk edilmiş iç dünyamdayım. Rüyam ne gerçeğim ne terazimin kantarı bozulmuş, karışmış. Kahraman diye seçtiğim sensin düş bahçemde yine.

Okuduğum bir yazı geliyor aklıma. Hani akrepler tek başına gezmezler aslında tek gibi görünseler de dışarıya. Oldu da es kaza öldü birisi diğeri gelir ardından eşini almaya. İşte aşk da akrep misali galiba. Yine de öldürmeden alsan beni yanına. Sahi akrepler aşık olur mu acaba. Düşümden uyandığımda gerçeğim kalacak sen dediğim ateş çemberi olsa da etrafımda. Sağlamsa bana uzattığın el tutunurum, çıkarım hayata. Özgürlüğüm belki sevgim kadar. Aşkımın karşılığı tutunamamaksa o zaman akrep misali sokarım kendimi ateş çemberi daraldığında. Düşümle gerçeğim yine karışır ama sevinirim. Bilirim tek başına kalamazsın yokluğumda.
..

Devamını Oku