Bilinmeyen
Köyde akşam çanları çalmaya başlamıştı bile, yorgun küçük kuşlar da dinlenmeye çekilmişti, sadece çayırlarda cırcır böcekleri hâlâ ötüyordu ve orman dağlardan hışırdıyordu. Sonra mısır tarlalarının arasından bir gezgin çıktı, uzak diyarlardan gelmiş gibiydi. Evinin önünde, çiçekli çardakların altında, bir adam onu keyifli bir dinlenmeye davet etti. Genç kadın ekmek ve üzüm getirdi, ardından Ayran, yumuşak akşam ışığıyla çevrili bir şekilde yanına oturdu ve kucağında gülümseyen kıvırcık saçlı çocuğa yarı utangaç, yarı huzursuz baktı. Köye daha önce bir kez geldiğini sanırsınız, ama kıyafeti o kadar tuhaf ve garipti ki, ifadesindeki ateşli yazıyı okumak, sessiz bir gecede uzak bir şimşek gibiydi ve gözleri onunla buluştuğunda, neredeyse korkardınız, çünkü sanki cennetin derinliklerine bakıyormuş gibiydi. Ve gölgeler şimdi daha serin yayılırken, Dumanı tüten Vezüv Yanardağı'ndan, Kuğuların şarkı söyleyerek süzüldüğü mavi denizden, Çiçek açan kristal adalardan, Deniz tabanında çalan çanlardan, Güzel misafir harika bir şekilde nasıl söyleneceğini biliyordu, içimden gelen Sözler Yağar Yağmur gibi Ne desem Gözler Başdan beri Biliyordu. Bakışlarım, Kalbim, Hislerim Susmak Bilmez, Ruhum Bu Ğeçeyi Unutmaz, Yılar Gelir Dillerde, Söylerler Bu Ne güzel bir yerde Köyümün Sessiz ve Bilinmeyen bir Aşkın Hikayesinde...
Bin Bir Ğeçe Seninle
Gözlerin yıldızlarla döndü, gecenin içindesin kalben
Kendine has bir şarkı söyler, rüzgâr fısıldarken sana
Ay ışığına sürgün dua, tenine dokunmak isterken
Saçlarında gizli sır, aşkın adımlarından kalan izler sana
Bir Baba Bir Anne
Gönlün aynasında parlayan bir ayna, bir baba, bir anne, sesleri yankı olur.
Gözlerinde denizler, derin ve yaban, mavi umutlar, rüzgârda durur savrulur. Kolları bir köprü, sıkıca sarılmış, kalbe dolan narin bir bağ kurulur.
Bir aşkın türküsü, yumuşak ve tatlı, yolları sararan sarı bir yaprak gibi.
Bir Dağ Gibi Aşklar
Beyaz örtüsünü giymiş, göğe uzanan dağlar kadar yüce,
Kalplerin derin vadilerinde yankılanır sevda dolu sözler.
Rüzgar, aşkın nağmeleriyle dans eder, sessizce.
Bir Damla Sen
Kalbime düştüğün an, zamanın nabzı durur,
Karanlıkta yıldız gibi gözlerin parlar, ruhun notalarla süzülür.
Arzuların denizi, sessizce çağlar, içimdeki aşkı sarar ki,
Bir Zaman Saatı
Sonsuz yolculuğun kalbinde, sessizce döner saat,
Gizlice örer zamanın ince tülünü.
Her anı altın gibi dökülür, nehirde sükûn bulan hayat.
Bir Zamanlar kendimi Cehennemdemişim gibi Hissediyordum. Karanlık Günlerim beni hiç bekletmedi ve ben hep Açıya katlanmak Zorunda kaldım. Bir insan Ne kadar Açıya katlanabilir, İlk nefesimden, Son nefesime kadar her şeye kendim katlanmak Zorunda kaldım. Hayat, Beyaz bir Sayfaya Siyah Mürekkeple Yazmaktan asla Vazgeçmez. Günler Geçtikçe her şey daha da Zorlaştı ve her gün, her yıl daha da Zorlaştı. Hayat daha Açımasız, Umut Dolu ve iç Huzurundan, Yoksun, Hale Geldim. Bugün bile, Cehennem Ateşinde bana bir gün iç huzurumu hissedeceğimi gösterecek küçük bir damla Su Bekliyorum. Ama bu Günlerde ve Sonuna kadar, Sadece "asla". Zor günlerde kederle dolu, Cehennemde Yürüyorum ve Açı Dolu Hayatımda, artık Ne Yapacağımı Bilmiyorum. Hayatıma Giren her Aşk... Güzelce gülümsedi, Taştan bir kalbi, Yumuşatabilecek Sözler, bana Aşkın var Olduğu ama Gerçek Aşkdan çok uzak Durduğum Sözler, Olduğum Kafesden bir Kafese Atilan Yemmler, Beni bu güzellikteki gülümsemeyle ve Umut dolu Sözlerle kandırmak, incitmek için Denenmemiş hiçbir şey kalmadı. Hayatım boyunca bunu Gördüm, Susdum Yalanlara Cok Zorluklarla katlandım, Kendi halime Güldüm, Bunları yine de görmezden geldim. Ve tüm bu zaman Boyunca Sorgulamadan bahaneler ve Vaatler aldım.
Gerçek aşk tek taraflı mıdır,
Aşk Sonsuz bir Bağlılık mıdır, Bu aşk, Beklentisizce Verilip Alınmaya değer midir, Bu Aşk gerçek ve Samimi midir, yoksa hayatım Boyunca bana gösterdiği o Sıcak yürekli gülümsemenin arkasına çok iyi Saklanabilir mi, Belki de aşk sadece yalnızlık Sözleri, kişinin kendi Yansımasının yalnızlığından kaçışı, özgürlük ve Güvenliğe bir çağrıdır.
Bütün insanlar böyle midir, buna katlanıp kendilerini unuturlar, yoksa tek ben miyim, Çünkü gerçek dostluk yoktur. Sadece düşmanlık vardır. Dostlar arasında. Sessizim, Susğunum, Sadece izliyorum, Keder doluyum. Ne yapmalıyım, nereye gitmeliyim, Bu aşk mı, dostluk mu, yoksa sevgisini gösteren ve veren Herkese Hükmetmek mi, Zaman değişir, insanlar da değişir. Yalnızlık bir korunma aracıdır, herkes kendine, Sevgisiz beklentisiz, Sonsuza dek yalnız ve Askdan Uzakdır, Aşkın Açısını çekmeden, Gözler Görmez, Sözler Durmaz, Hissler Gitmez ve Aşkın Bitmesini hic kimse Bilmez.
Zaman gelir, Zaman gider Hayat Sahtimiz Aşktan Ne Anlar, Nede Durur, Verilen Hayat Zamanında, Aşkın Degerinden Anlamasanda, Ne Fayda Yalnız Yaşasanda Yaşamasanda, Cehennem hep Yanımdaysa, Bir Zaman ve Ben...
Çeylan Gözlüm
Dağların gölgesinde yankılanır sesin, bir meltem gibi
Düşlerimde dolanır, yıldızlar altında çeylan gözlüm,
Bir ışık, geceyi delip geçen, huzur verir içime, senin gibi.
Duvardaki Kör Adam
Umutsuz, kedersiz
Başımı eğik tutuyorum.
Yorgunum, duvara çömeliyorum,
Duygularıma Karşı: Kalbin Çizgileri
Gönlümde, rüzgârla savrulan yapraklar gibi, içimin sesinde bir hüzün dolanır
Her adımda yankılanır duvarları yıkılmış kalbimin, seslenir karanlığa
Bir çığlık yankı bulur, sönmüş yıldızların ışığında parlamakta




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!