İlk değil bu, uykusuz geçen gece
İlk değil bu, yaralı gezdiğim sokakları
Şerefine kaldırdığım kadeh de ilk değil
Ama inan ki ilk yenilgim bu
Anladım ki sen bir başka olacaksın
Bu kıraç toprağa ektiğin tohum
Gün gelip yaprak yaprak açacak
En kara gecende düşünki yokum
Yokluğum ruhunu aşındıracak
Isız dağlardaki ayak sesine
Yersiz duyuşlara adak etme beni
İstersem en kötü olabilirim
İstersem durdurabilirim bu evreni
İstersen ölebilirim
Biliyor musun
Madem bunca anıları silip atabileceksen
Mademki unutabileceksen kolayca
Üç yaşına basmış bir aşkı
Bir çöp gibi atabileceksen eğer
Durma kaç uzaklara çabuk uzaklaş
Olmuyor sensiz yaşamak! Suskun bir deniz gibi
Dolup, dolup taşmalı seninle beraber deli yüreğim
Sevgi fışkırmalı bir Mecnun’un bir Kerem’inki gibi
Karanlık günlerim parlak bir güneşte aydınlanır gelirsen
Ve koşarsan bir nehrin denize koştuğu gibi
Ben seni yazmaktan bıkmadan, sense sevgiden eksilmeden
Ben sabah gazetelerinin çıktığı saatlerde kendimi vururum kaldırımlara
O saatlerde caddeler bom boş olur insanlar ürkek
Tenha bir köşede sabahçı kalmış kestaneci
Şarabını yudumlar ceketinin ardından
Sabahın alacakaranlığıdır, soğuktur da üstelik
Ama alkollenmiş vücutlara soğuk neylesin
Engin çöllerde hissediyorum kendimi
Limandaki gemiler kadar sakin
Coşkun bir dalga geliyor limana sanki
O zaman işte o zaman kendime geliyorum
Rengarenk hayalinle birden benliğin geliyor karşıma
Bak yine nemlendi şehrin sokakları sen gidince
Selvi ağaçları döktü çiçeklerini
Ve bir hüzün çöktü şehir sokaklarına sen gidince
Şehir sokakları nemlendi sel oldu
Götürdü tüm hatıralarımı senin ardından
Bir adam görürsen parkın yeşil çimlerinde
Alkol kokuyorsa dudakları avuç avuç
Sigara izmaritleri ceplerinde insanlığını yitiriyorsa
Usul usul o benim
Kırlaşmış saçları savruklaşmışsa darmadağın
Birazdan yine akşam olacak
Kahırla yüklü koca bir deniz
Dalga dalga suratıma vuracak
Şu köşe başına uzandımı gözlerim
Acılar delice öfkesini kusacak
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!