Kalmadı azıkta, neyimiz varsa.
Döküldü sofraya suyumuz bizim.
Uzak gurbet ellerinde.
Söylenir bizim türküler.
Aşıkların dillerinde.
Söylenir bizim türküler.
Bazen acı verir, bazen ağlatır.
Yüreğini yakar, bizim türküler.
Bazen hüzün verir, bazen çağlatır.
Nehir olur akar, bizim türküler.
Destan olur, kahramanlar yaratır.
Derdimizi anlatır.
Bizim türkülerimiz.
Destanları dinletir.
Bizim türkülerimiz.
Boğalı dağ kar beyaza düşende.
Boran olur, poyraz eser, yel ağlar.
Boz tepeler, buz ayaza düşende.
Geçit vermez yollarında, bel ağlar.
Gece olur, uyuz çakal uluşur.
BOĞALI DAĞI
Bu hava, bu toprak, buz gibi sular.
Boğalı dağına, seni çağırır.
Nedir bu aymazlık, yalan uykular.
Boğalı dağına seni çağırır.
Sömürdüler dört bir yandan.
İnançları böldü bunlar.
Düşmediler yakamızdan
Al koçları böldü bunlar.
Yalan, dolan, hile ile.
Ak sinenin,çiçekleri solmadan.
Sevdiğimle, malımızı bölüştük.
Yaz gelipte, meyveleri olmadan.
Sevdiğimle, dalımızı bölüştük.
Güneş çıplak, tenimizi yakmadan.
Şansına güvenme, doğan ölecek.
Zaman tezgahına konduğun boşa.
Ömrünün sonunu kim ne bilecek.
Dünyanın hazzına kandığın boşa.
Ecel gelir büyülerin bozulur.
Ömürü tükettik günü saymakla.
Yaşamaya yaş aradık boşuna.
Kimi ömrü yedi sütle kaymakla.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!