Bana adımı sorma yabancı,
İsmim, sırtımda taşıdığım eski bir yük.
Burada, bu tanışıklığın uzağında,
Yeniden doğmuş gibi hafifim rüzgârda.
Sen beni dünkü kavgamla bilmezsin,
Yüzümdeki çizgilerin hangi acıdan kaldığını...
Anlatınca eksilmiyor içimdeki boşluk,
Çünkü sen, bir aynadan daha berraksın.
Hiç geçmediğimiz sokakları anlatalım,
Hiç kırılmamış bardakların şerefine konuşalım.
Geçmişin o tozlu raflarından uzağız,
Şu an sadece bu bankın soğuğu kadar gerçeğiz.
İki ayrı rayın üzerinde giden iki tren,
Bir makas ayrımında durup selamlaşan.
Beni tanımaman, en güzel maskesizliğim;
Sözlerimde hiçbir hesabın gölgesi yok.
Sözcükler ağzımdan ilk kez bu kadar hür,
Sanki bir kuşun kanadına takılıp gidiyorlar.
Ne bir beklentim var senden, ne bir korkum;
Bir gölge gibi yanımda oturman yetiyor.
Gözlerindeki o yabancı ışıkta dinleniyorum,
Kimse kimseyi yargılamıyor bu sessizliğin içinde.
Dünya bir süreliğine durmuş gibi sanki,
Sadece iki ses, bir de aramızdaki o ince mesafe.
Kederlerimi birer birer döküyorum önüne,
Nasılsa yarın hatırlamayacaksın hiçbirini.
Bu unutuluşun verdiği cesaretle konuşuyorum;
Beni tanımaman, bana verilen en büyük hediye.
Yollarımız birazdan iki ayrı yöne akacak,
Belki bir daha hiç kesişmeyecek bu iki gölge.
Ama bu an, bir mührün kağıtta bıraktığı iz gibi;
Kimsenin bilmediği bir hikâye olarak kalacak bizde.
Gideceğiz birazdan, iki yabancı olarak yine,
Ardımızda birer cümle, birer nefes bırakarak.
Yüküm azaldı, ruhumdaki o düğüm çözüldü;
Ve iyi ki hiç tanışmadık seninle, iyi ki sadece konuştuk.
Kayıt Tarihi : 9.3.2026 00:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!