Dünya bir han imiş, biz ise yolcu,
Dostun attığı taş, bükermiş ucu.
Sırtımda taşırım bitmez bu borcu,
Bil ama anlatma, derine sakla.
Gördüğün her rüya hayra yorulmaz,
Kırılan kalplere sual sorulmaz.
Yar sinesi yara, merhem bulunmaz,
Gör ama hiç sorma, serine sakla.
Yutkundum her sözü dert ile kardım,
Eski halimden ben feragat kıldım.
Vefasız bağında sararıp soldum,
Yut ama unutma, yarına sakla.
Hisset ama sakın belli eyleme,
Sırrını namerde sakın söyleme.
Gönül sarayını viran eyleme,
Ateşi içinde, narına sakla.
Güvendiğin dağa karlar yağınca,
Umutlar tükenip akşam ağınca.
Zalim pençesini cana takınca,
Sabrını kuşan da, zarına sakla.
Dost bildiğin vurur, yar ise sevmez,
Bu devran böylece hep geri dönmez.
Gönüldeki kandil üflemekle sönmez,
Işığı karanlık, körüne sakla.
Çektim elimi ben fani işlerden,
Vazgeçtim hayalden, sahte düşlerden.
Bıktım artık sahte, boş gülüşlerden,
Gözyaşın gizli tut, birine sakla.
Eski beni bulan helaldir desin,
Artık bu yollarda kesildi sesin.
Kaderin önünde eğilsin başın,
Sitemin kadimden, pirine sakla.
Yükledim derdimi dilsiz bir taşa,
Neler geldi gör bak şu garip başa.
Yazılan ne ise o gelir başa,
Hükmü bu sevdanın, sonuna sakla.
Garip Murat der ki; el çek dünyadan,
Kimse sağ çıkmadı fani rüyadan.
Vuran vursun bizi, geçtik sevdadan,
Canını Mevla’nın, nuruna sakla.
Kayıt Tarihi : 10.04.2026 18:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!