Darmandağınık, pis masam üstündeki mumlar;
Titrer ve fısıldar, ya kokuşmuş bir ateşle;
Birden bayılırlar, boğulan çekmecelerle,
Ölgün masacık, düş; dağılır yaşlı bulutlar!
Çanlar çalınır, sanki katedraller içinde;
Bomboşça kıvılcımları, âvâre parıldar.
Kuşkuyla açar yolları, derken yok olurlar.
Ağlar yapılır, artık örümcekler eliyle…
Her gün daralır, sanki karamsar kara mâbet!..
Ben kuytuda ölmekte olan bir kara zihnim.
Hiç geçmiyorken sâniyeler, tüm gece sonsuz,
Çatlakça duvarlarda gezermiş bi’ hayâlet.
Sesler duyulur camda, susar sonra ümîdim;
Kasvetle düğümlendi gecem, günden umutsuz…
Kayıt Tarihi : 30.03.2026 00:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Şiir gecenin geçmek bilmediği bir bahar akşamını ihtiva ediyor. Hayat içerisinde bireylerin önünde duran engeller var. Düşündükçe cevaplanamayan sorular gibi. Bazen de bu engeller ışıklarımızı tam yanacakken söndürüyor işte; bizler de yine karanlıkta, engellere takılmış olarak kalıyoruz. Bir açıdan da bir karamsarlık tablosu denilebilir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!