Saat sabahın beşi, gözümde dirhem uyku yok.
Yine kalemim onu yazıyor.
Doğu, batı, kuzey, güney bilmiyor; yönü hep ona dönük pusulamın.
İhaneti kirpik uçlarımda bir damla yaş olup akıyor, damla damla.
Ne unutabiliyorum ne de affedebiliyorum.
Cümleleri arada derede bırakmayan ben, yine arada bir yerlerde bırakıyorum içimde kör, sağır bıraktığım tüm cümlelerimi
öksüz ve yetim çocuklar gibi.
Hıncahınç bir gece, sabahı görmek isteyen uykusuz gözlerimde
dilimde pelesenk olmuş pişmanlıklarla dolu keşkeler.
Herkes birbirinin aynı derken, sen çıkıp geliyorsun dilimden yüreğime.
Seni yazmak istemesem de seni yazıyorum.
Yürek oyuklarım varlığınla doluyor.
Kapanmayan yaralarım seninle şifa buluyor.
Pusulam seni gösteriyor.
Saatim sende duruyor.
İçimdeki kanat çırpan kuş seni gösteriyor bana, yorgun kanatlarıyla.
"Git ona diyor,git ona"!
Ya, o da beni derken "sus" diyor; parmaklarım dudaklarıma tamamlama kelimeni.
Susuyorum,
Korkaklığımdan değil, sana olan inancımdan susuyorum.
Bu defa içimde farklı duygular var.
İlk kez aklım yüreğime emir veriyor.
İşte o diyor o...
Ezan bitiyor, ellerim dua da.
Gözlerim tavanda, seni diliyorum.
Ve bir dua dökülüyor acı acı dilimden:
"Rabbim, aklımdakini kalbime,
Kalbimdekini hayatıma,
Hayatımdakini ömrüme hayırlı eyle."
Amin diyorum, elimi yüzüme sürerken.
Amin.
Duamda sensin, dileğimde artık sevdiğimde.
İyi ki geldin gecemin içine, parlayan kutup yıldızı, adam (kadın).
İyi ki varsın.
Ve sana söz veriyorum, sen elimi bırakmadığın sürece asla o eli tutmaktan vazgeçmeyeceğim.
Tüm yer gök şahidimdir, asla.
09.04.2026 05:52
Kayıt Tarihi : 9.04.2026 05:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!