Bire-bir
Dörde-dört
Bir.....
Dört......
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Devamını Oku
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.




Yeke yek
Teke tek
Dişe diş, göze göz
Bire dört
Velhasıl Köyan Kardeş, Güzel dilimizde ne anlamlı ifadeler var. Ne kadar zengin.
Siz tabii ki şiirinizde müspet düşündünüz, güzel düşündünüz.'Birlikten kuvvet doğar dediniz2
Hatta tek elin nesi var, iki elin sesi var dediniz. İşte biz bu kısa fakat çok dolu şiirinizden bu anlamları çıkarabiliyoruz. Şiirinizi bu yönüyle takdir ediyorum.
Ayrı ayrı dört tane birin kuvveti yine birdir.ama yanyana dört tane birin kuvveti,bin yüz on birdir..Tercih senin ,ya birde karar kılarsın,yada bin yüz on bir kuvvetine erişirsin.
Sevgi ve selamlar____Hamit Körken
TRAK TRAK
Sekize sekiz
Altıya üç.
Ayranı sıcak
Kahveyi soğuk iç.
Neden deme
Olduysa oltu
Sabah 9
akşam altı
Şehriye pilavı yeme
Vay vay,
Deli tay
Eriği soy
naneye doy
Niçini
karıştırma
Çini maçini
Şiir boy boy.
Sözün kısası
Para kasası
Şiirin posası
Yok mu?
Şair dolu,
Şiir yolu
Kuluda kulu
Çok mu?
Aya,vaya,
Saya saya,
Düştü suya
Diyen duymaz.
Varı yok,
Yoku çok
Zihni tok
Bilen doymaz.
Haydi nenni,
Sen demenmi
Son mu,sen mi?
İş mi uyumaz.
Bak,bırak,
Tak durak
Saça tarak
Trak trak..
Durdu ŞAHİN
Not: Her şeyde bir anlam bulanlar,bu satırlarda da çok anlam bulacaklar şayet zihin jimnastiğinden yorulmazlarsa.
İki kere iki dört eder kabilinden sanatınızın gerçeği; tebrikle selâm ve muhabbetler...
Kutluyorum.
Evet Allah-Ü Teala Bir.
4 Büyük melek(Cebrail (as),Mikail (as),İsrafil (as),Azrail (as),
4Büyük kitapZebur,Tevrat,İncil ve Kuranı Kerim,
DörtKitabın Peygaberi Hz.Davut (as),Hz.Musa (as),Hz.İsa (as),Peyganber Efendimiz Hz.Muhammed (sas)ve
4 Halife Hz.Ebubekir (ra),Hz.Ömer (ra),Hz.Osman (ra) ve Hz.Ali (kav)
işte Birebir Hak
Dörde dört Hakka İltihak Selam ve dua ile
Valla bu muamma size öz olsa gerek. bana sorarsanız Bir Hak, Dört Halife. Baki selamlarımla
şairim bu dört işinden pek bişi anlamadım kusura bakmayın size özel olsa gerek
ANADOLU “GÜLEN ASLAN”INI ARIYOR
Halil GÜLŞEN
Ağaç, ister çalı, ister diken, isterse orman olsun; hayatımızın vazgeçilmez unsurlarının başında gelir. Gerek kültür yapımız, gerekse inancımız bize, her fırsatta ağacı ve ormanı korumayı öğütler. Şüphesiz öğütler yerine getirilmek içindir. Ancak ne ölçüde yerine getirdiğimiz tartışılabilir.
Medeniyetler beşiği Anadolu, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Her köşesinde bu medeniyetlerin izlerini görmek mümkündür. Konumuzla alakasını sorgulayabilirsiniz; Hititlerden Selçukluya kadar pek çok medeniyetin günümüze kadar ulaşan eserlerinde, “gülümseyen aslan” motifleri dikkatimi çekti. Evet; medreselerden kervansaraylara kadar pek çok eserde var bu “mütebessim aslan”
Bir an düşünürsek, o dönemde bu mümbit toprakların ormanlarla kaplı olduğu, içinde aslanların yanında, nesli tükenmiş binlerce tür yabani hayvanın da bulunduğunu anlamak zor olmasa gerek. Orman unsuru ortadan kalkınca, Anadolu o gülümseyen aslanlarını da kaybetti. Sadece taşa işlenmiş silueti kaldı geriye. Çölleşen topraklar, kuruyan göller, bereketini yitirmiş bir sahra var artık Anadolu’nun büyük bir bölümünde.
Kâtip Çelebi’nin yaşadığı yıllarda, kervanlar günlerce gökyüzünü göremiyormuş ağaçlardan. Ah o asırlık çınarların bir dili olsa da konuşsa! Bizden önceki nesiller kıymetini bilseydi bu değerlerin, bugün bu yazıyı başka türlü ele alır, içinizi karartmazdım.
Artık günümüzde çağdaş toplum yapısı, ağacın sadece bir yakıt aracı olmadığını, gelişmişliğin de göstergesi olduğunu anlamıştır. Bir şehrin gelişmişlik düzeyi, o şehrin parkları, mesire yerleri ve hatıra ormanlarıyla ölçülüyor artık. Bu konuda gerek resmi kurumlar, gerekse sivil toplum kuruluşlarının üzerine düşeni yaptığına inanıyorum. Ancak, bu çabalar bireylerce de desteklenmediği takdirde, başarıya ulaşamazlar. Zira ağacı korumak, ağaç dikmekten daha önemlidir. Yani asıl görev bizlere düşmektedir.
Bu konudaki önerilerimi siz okuyucularımla paylaşmak istiyorum:
1. Her çocuk dünyaya geldiğinde, o yavrunun anısına bir fidan dikilebilir.
2. Okula yeni başlayan, sünnet olan her çocuğun bir “sünnet fidanı” veya “okula başlama fidanı” olmalıdır.
3. Askere giden, evlenen gençlerin, gelin olan kızın, o günün anısına dikilmiş birer ağacı olmalıdır.
4. Mezuniyet, işe başlama, ölüm, terfi gibi durumlarda da hatıra bırakmanın en güzel yolu ağaç dikmek olsa gerekir.
5. Bütün bu faaliyetlerde gönüllülük esas olmalıdır.
Şayet bunlar dikkate alınırsa, Anadolu’muz çok yakın bir gelecekte, belki “gülen aslanına” kavuşamaz ama pekâlâ bir “cennet bahçesi” olabilir. Ne dersiniz?
merhaba kaya erbek arkadaşımızın yorumlarına katılıyorum insanlar duyguları ile yaşarlar kaleme dökülen her kelime ona aittir ve özeldir.saygılarım tüm yüreklere.....berrin
Bu şiir ile ilgili 48 tane yorum bulunmakta