Ne ses, ne soluk, ne zikir, ne dua, ne ah, ne insan vardı, ne günah..
O çamurdan varlığın, yokluğuna ruh üflenene kadar ne secde etmek vardı, ne namazgâh..
Moiralar ıssız gecelerin bağrından rüyaları toplayarak geldiler, ellerinde kaderin kitabı, vermek istediler bana isimimi bir sabah.
Rün yazısından ilham aldılar Adem’in dilinden anlam, Odin’in yanındaki hakikat ağacına astılar dokuz gün vuslata hasret aşklarımı..
Gerçeğin zırhını hayallerle parçalamış gün yüzü görmeyen aşıklar, tereddüt etmeden adadılar bana yalnızlıklarını..
Bursa'da eski bir cami avlusu,
Küçük şadırvanda şakırdayan su.
Orhan zamanından kalma bir duvar...
Onunla bir yaşta ihtiyar çınar
Eliyor dört yana sakin bir günü.
Bir rüyadan arta kalmanın hüznü
Devamını Oku
Küçük şadırvanda şakırdayan su.
Orhan zamanından kalma bir duvar...
Onunla bir yaşta ihtiyar çınar
Eliyor dört yana sakin bir günü.
Bir rüyadan arta kalmanın hüznü




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta