biz batan güne sahip çıktığımızda
ay, Bitlis’te sari tutun
ya da bir akarsu imgesi
gibi yiğit ve butun
bir ağıttı
kadınlarımızda
onlar hüznü bir çeyiz
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Yazmasına yazgısının masalını saklayan kadınlardır tüm kadınlar....
Ki doğunun batının aynasına sırdır kadınların ruhundaki onurlu sessizlik...
Saygılar...
tamamdır Lara Açanba...eğer beni unutursan,yandın demektir;ona göre::))))
kurabiyeler benden olsun,sen çayı demle...:))))))şekeri, Alpullulu bir şair getirir elbet:)))))ha bir de bardak meselesi var..onlar da Paşabahçeli'den olsun bari...
sahi,nerede buluşuyoruz,hı!..Ankara mı?
sevgiyle....
farkında olmadan kocaman bir aile olduk...bazı arkadaşlarımız bize ulaştı ve konuşup tanışma fırsatımız oldu...birbirimiz için önemliyiz...şiir bizi..biz de onu seviyoruz..ve biz bizi anlarız...ne kadar üzsek de..üzülsek de...çok güzel ve kıymetlisiniz...iyi ki buradayız..uzun yıllar bir arada kalalım..kısmet olursa bir araya gelip kalabalık bir antoloji ailesi olarak çay içelim..çok güzel olur...sevgilerimle...
Evliya beyin çok güzel saptaması ile Sinyali beyin günün şiirini ve Hilmi Yavuz'un şairliği ile ilgili yorumu senenin bu son gününde bize ayna tutmuştur.Kendilerine teşekkür eder saygılar sunarım.Herkese sağlıklı ve huzurlu bir yeni yıl dileklerimle.
İmandır O Cevher ki İlahi Ne Büyüktür, İmansız Paslı Yürek Sinede Yüktür!...Mehmet Akif Ersoy
Bahse konu kadınlar sadece doğuda değil anadolunun her yerinde az çok vardır.Onlar helal rızık için meşru işlerde çalışırlar.Onlar acınacak kadınlar değil cennetin ayakları altında olduğu bilinen takdir edilecek mubarek kadınlardır.
Doğuda daha çok olduğu için bu isim verilmiştir diye düşünüyorum.
.
ya batının kadınları!...hem olur mu hiç doğu-batı kadını!..burnundaki hızma ile mi ayrılır birbirinden kadınlar!..kadın,kadındır bu ülkenin her yerinde..
sadece 'şey' için!...
bir değirmi beze bağladılar beni
yırtarsam
ölürüm!...
işte böyle Hilmi Yavuz...Ayşesi Fatması yok bu işin; Erçisi Ereğlisi de yok!..nesi var o zaman...kadının her yerde Elif,erkeğin her yerde Nebi oldugu!..
herkese saygılarimla...
Değerli bilim adamımız, şairimiz sn. Hilmi YAVUZ merhaba.. Seçme siirler panosunda görüşe sunulan bu şiiri, örnek tadında okudum. ' Doğu'nun Kadınları' şiirde, özgün buluşlar (imge, simge) var:
1) Gülerken bir dağ silsilesi.
2) Ölümleri duvaktan beyaz.
3) Ve birer yazmadan ibarettirler.
4) Bebesi doğuştan kıraç.
5) Birer hasretten ibarettirler.
Bu güzel şiire, Antoloji.com/da kayıtlı ' Yılgın Hüzün ' başlıklı şiirimden bir alıntıyla eşilk etmek istiyorum:
' Omurgamda tepinen
' Zorba bir fıtık,
' Gövdemi ikiye katlama telaşında.
' Çizmemin vicdanını sorgulayan kaldırım,
' Bastonumun ürkek tıkırtısına gülüyor
-bıyık altından.-
...........
...........
*Nadir ŞENER HATUNOĞLU: matematikçi-bilim uzmanı*
Şimdi bir yörenin kadınları daha cilekeş veya gereğinden fazla ilgi gösterilmesi yanlış bir yanlış da kadınlar kendi araların da ayrışıyorlar açık kapalı veya sosyete geri kalmış gibi insana insan gibi görmek kadınsa saçlarını örmek lazım kadınların görevlerinden biride fatih yetiştirmek lakin köylerde kadın işten başını kaldıramaz halde Allah kolaylık versin
SÜPER CEVAP
Yasli kadin oldukça dini bütün bir insanmis.. Her sabah kapisinin önüne çikar ve bagira bagira dua edermis: “Allah’ım bize verdiklerin için sana sükürler olsun!” Ve ardindan her seferinde de yan komsusunun sesi duyulurmus: “Allah yok kadiiin Allah yok!!!”... (HAŞA) Yasli teyze ne kadar sinirlense de yine her sabah dua edermis, öteki komsu da inadindan her seferinde ona öyle bagirirmis.. Neyse.. Bir aksam, komsusu yasli teyzeye bir oyun etmeye kalkmis.. Markete gidip bi sürü meyve sebze, ekmek vs. alip torbalara doldurmus, yasli teyzenin kapisinin önüne birakmis… Ertesi sabah teyze kapiyi açip da yiyecekleri görünce çok sasirmis ve sevinçle bagirmis: “Sana sükürler olsun Allah’ım, bu gönderdigin yiyecekler için sana sükürler olsun!!!” Ve agacin arkasindan onu seyreden komsusu seslenmis: “Allah yok kadiiin Allah yok!!! (HAŞA) O yiyecekleri ben aldiiiiiim!!!” Yasli teyze hiç istifini bozmamis: “Yüce Allah’ım sana ne kadar sükretsem azdır!!!! Hem bu yiyecekleri göndermissin, hem de parasini ŞEYTANA ödetmissin!!!”
Yüzünüzden tebessüm eksik olmasın efendim.İyi seneler.
sayın hilmi yavuz çok değerli bir edebiyat insanıdır. bu ilmi iliğine kadar sindirmiş üstadlardandır.şiirini değerlendirdiğimizde nazım hikmet şiirinin yansımalarını şidedetli bir şekilde görmekteyiz.bu yansıma sade tek bir şiirle değil umumi bir şekilde etkileşim olduğunu şiirin içindeki seslerin ve söylem tarzının nazımın bir çok şiirini çağrıştırdığını algılamak şiir severlerinde katılacağı bir durumdur kanımca.bunun dışında şirin akıcı ve hakim olduğunu duyguların rahat ve duru bir şekilde işlendiğini görüyoruz.şaiire ve şiir severlere selam ile.
Bu şiir ile ilgili 21 tane yorum bulunmakta