Suyun üstünde toprak
Toprağın üstünde yaprak
Yaprakta bin bir çiçek
Hepsi de seni besleyecek
Ey Güneş
Önünde kocaman bir delik
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Suyun üstünde toprak,
Toprağın üstünde nebat.
Güneş
Hava
Su
Ve hepsine muhtaç toprak.
Kim ki ahengi bozacak,
İlkin o lanetlenecek,
İlkin o çarpılacak. ......kutlarım şairim...beğeniyle okudum....
Çevresine baktı çocuk
Yaşamı gördü
İçinden 'yaşamak ne güzel' dedi..
Ne el etek öptü
Ne eğildi büküldü.
'Sonu ölümse... 'dedi
Beynini yıkatmadı çocuk
Vardı yiğitçe öldü
Kutluyor, başarılar diliyorum. Sevgilerimle..
yüreginie saglık bu kalemi yürekten selamlıyorum
Kirlenmeyen ne kaldı ki...yine değerli dizeler,tam puan ve saygılar.
Doğayla oynayan ve doğayı hiçe sayarak dengeyi bozan insanoğlu doğanın hışmına uğrayınca ne kadar güçsüz olduğunu anlıyor anlamasına ama yine de bu doğayı yıpratıcı ve yokedici tavrından vazgeçmiyor,güzel anlamlı şiirdi,yüreğine sağlık,tebrikler
Çetin bey elinize sağlık doğayı yıprıtanlara doğanın sesi olmuş bu şiiriniz. İnsanoğlu bundan böyle doğaya daha nazik davranırda doğada felaketler yaratmaz. Aslında insanoğlu kendi sonunu kendi hazırlıyor, doğaya böyle düşüncesiz ve acımasız davrandıkça. Sevgiler saygılar, sağlık ve şiirle kalın.
Değerli dizelerinizi bizlerle paylaşımınıza teşekkürler
Sevgi saygılar
Böyle kurulmuş çark-ı devran.
Suyun üstünde toprak,
Toprağın üstünde nebat.
Güneş
Hava
Su
Ve hepsine muhtaç toprak.
Kim ki ahengi bozacak,
İlkin o lanetlenecek,
İlkin o çarpılacak...
Herşey insana dair...İnsanoğlu kendi gücüyle yapamadığı birçok şeyi hiç hesapsız yokedebiliyor,kendini yokederek bir anlamda...
Oldukça derin anlamlı bir şiirdi...
Yürekten kutluyorum değerli hocam...
Tam puanımla listeme alıyorum...
Saygı ve selamlarımla...
İnsanlık doğayı yok ettikçe, kirlettikçe kendisini de yok ediyor farkında veya farkında olmadan...
Vurgulananlar oldukça anlamlıydı, tebrikler..
Doğa insanları, hiçbir zaman lanetlemedi, sayın Çetin özdemir bey. Biz çok eziyet ettik, çok acı çektirdik, horladık, kısacazı hır fırsatta büyük nankörlükler yaptık ona karşı. Oda biriktirdi bütün bu yaptıklarımızı.
Kindar değildir ama, doğa unutmaz yapılan kötülükleri.
Cezalandırabilme gücü vardır. Sırası ve zamanı geldiğinde
en acı biçimde sınava çeker insanları, yaptıkları kötülükleri
hatırlatır ve ödetir onlara.
Çok anlamlı bir şiirle sizde vurgulamışsınız bunları sayın şair dostum. Dilerseniz bende bir şiirimle katkıda bulanayım, bu ğüzel ve anlamlı çabanıza.
Tebrik ve takdirlerimi sunuyorum size.
Doğa unutmaz
Aamızda sıra daplar var
Rüzgar sesleri bile duyulmaz.
Güneşi erken alırlar doruklarına,
Sanki böbürlenirler yaratıldıklarına
Ve de, ulu dağlar olduklarına.
Aramızda ormanlar var;
Ulu ağaçların tepelerinde
Sevdalı yağmur bulutları,
Bir oyana, bir bu yana, yalpalayarak,
Sonunda bırakacaklar kutsal sularını.
Aramızda dağlar var
Gidemeyiz denizaşırı ülkelere,
Ayrı dünyalardan gelmiş gibiyiz
Onlar orada, bizler burada,
Ne haldeyiz, nasılız, bilemeyiz...
Neyse ki bu gezegendeyiz:
Doğaya şükran duymalıyız,
Arada bir sallasa da bizi,
Koşmak, öfkelenmek nafile,
Hatırlamazmı doğa; kendisine ettiğimizi.
Maltepe/ İst. Kemal Polat
Bu şiir ile ilgili 20 tane yorum bulunmakta