Ezanlar okunurken dedim ki köyümde
Ezan gizli şu doğada...
Ölüm gelmeden sev doğayı
Ömür kuştur uçar gider
Akıl kuştur uçar gider...
Ezan kalıcı sestir şu doğada...
Aşk sevgi gizli şu doğda
Söğütlerin gölgesinde oturdum
Dere cılız akan dere sevdi beni
Serçe kuşları sevdi...
Kur'an gizli şu doğada
Doğa
Bakmakla sevilmez gör doğayı
Doğanın da gönlü var.dili var aşkı var
Mevlana
Mevlananın gözüyle baktım doğaya
Yunusun özüyle baktım doğaya
Dere sürünüyordu yere leylası toprak
Aşk sevgi gizli şu doğda
İstanbulda baktım doğaya
İki boğazda aktım doğaya
Altın gümüş annelerin göz yaşları gizli şu doğada
Annelik gizli şefkat gizli şu doğda
Doğa
Sabah
Sabah oldu baktım doğaya
Akşam oldu baktım doğaya
Baltanın sapı ağaçtan
Ağaçla baktım doğaya
Kapıyla baktım doğaya
Masada baktım doğaya
Pençerede baktım doğaya
Nice mezarın hikayesi gizli şu duada
Cennet gizli şu doğda
Cennet
Ben benle senle baktım doğaya
Ayla yıldızla canla baktım doğaya
Karanlık gizles de yıldızları yıldızları var doğanın
Yıldız yıldız öğütleri var doğanın
Nimet gizli şu doğada
Ölüm gelmeden baktım doğaya
Zulüm gelmeden baktım doğaya
Cennet
Düşüncen sende aklım sende baktım doğaya
Gamımı kederimi döktüm doğaya...
Yeter
Yeter dedim baktım doğaya
Hira
Hira öğrencisiyim...baktım doğaya
Ak-kara öğrencisiyim baktım doğaya
Ölüm gelmeden baktım doğaya
Oku şu doğayı
Doğa yiğitlik gizli şu doğada
Zelihadır Medine bana Yusuf oldum baktım doğaya
Ferhat oldum şirin diye baktım doğaya
Yandım mum gibi yandım dünya gurbetinde
Dünya gurbetinde yandıkça baktım doğaya
Can kurban gönlüm sana bir de doğaya
Bir sana baktım bir doğaya...
Ölüm gelmeden baktım doğaya
Ve sana
İnsana
İhsana baktım
İhsan
2.
Can kurban gönlüme baktı doğaya
Can kurban öldürmeyen ölüme baktı doğaya
Baktı doğaya doğada ölüm yok
Baktı doğaya doğada zulüm yok...
Her şey yerli yerince
Hamdi
Koca Mevlana yandım ve baktım doğaya
Yandıkça baktım doğaya...
Düşüncen sende aklım sende değilse
Şu dünya gurbetindeyim ey doğa
Öyle muhtacım sana yarimsin kardeşimsin
Eski komşum sensin
Şu dünya gurbetinde...
"Görelim mevla neyler neylerse güzel eyler"dedim
Sabah-akşam baktım doğaya
Ölüm gelmeden sev doğayı
Doğa kan kardeşindir gönlüm...dedim
Sabah-akşam baktım doğaya
Bir sarı çiçekti doğa Yunus okulunda
Bir neydi mevlana okulunda
Okunacak kitaptı Hira okulunda
Şu ay yıldız sıla gecesine aittir...
Şu seccade de cennet bana şu elimdeki tesbih şu rahle...
Rahleler sıladan bir güneş bana
Hira mağarasıdır gurbetim dünya gurbetim şimdi...
Başladı ticaretim şimdi...bu pazarda
Kervanım giderdi kudüse varmadı
Kapattım o defteri...ben ve gönlüm evren oldu artık
Hira öğrencisiyim...
Kapattım diyorum o eski defteri şimdi hira öğrencisiyim
Zelihadır Medine
Kuyularda koşulardayım şimdi..
Yakupla ağlaştık bitti o günler kuyu günlerindeyim şimdi
Yakubun göz yaşlarını gizleyen doğa
Karanlık bir yorgandır
Sen canımı yaktın dağ gib bir yorgan
Ölüm gelmeden sev doğayı gönlüm
Doğa gönlüm ne varki doğada olup da sende olmayan
Sevdim doğayı
Sevdim doğayı
Doğa kan kardeşidir gönlüm
Dedim bu gün
Adı küçük derdi büyük şu köyde..
Onda ölümsüz güzellikler…
Ve bir de sende ölümsüz güzellikler...
Zeliha oldun doğa bana
Medine de zelihadır şu doğada
Şu gül kanlı gözü şu yaslı doğanın
O kelebeği unutabildim mi bir bahar günü görmüştüm
Dert etmiyordu ömrünün kısalığını imrenmiştim renklerine
Kelebek gönlüm sen de rengarenksin
Neden dert ettin ömrünün kısalığını
Şükrettin mi ki rengarenk oluşuna imreniyor çöller sana
Can kurban gönlüm sana bir de doğaya
Sevdim ikinizi...aynı hamurdanız...
Adı küçük derdi büyük şu köyde..
Sevdim kıskandım ve imrendim şu doğayı
Şu doğaya benzeyen bir de gönlüme şu ağacı
Unutmam o ağacı ve sarı çiçeği ve gönlümü
O kış günü
Sellere direniyor rüzgâra bir dalını vermiyor
İki düşmanına direniyordu o ağaç gönlüm gibi
Unutmadım o ağacı o yiğitliği
Ağaçlar ki ağaç gerçekleri anlatıyor artık bana…
Ve ağaç gönlüme
Bir ağaç olsa mıydı gönlüm
Bir ağaç ol daha severim gönlüm seni demiştim
O kış günü
Adı küçük derdi büyük şu köyde..
Yiğit ol …dedi doğa gönlüme ağaçların diliyle bana
Doğa çiçek gerçekleri anlatıyor artık bana…
Ve doğa kadar büyük olan gönlüme
Bahar bahçelerinde kış bahçelerinde
Dere kenarlarında yol kenarlarında şu küçük köyde
Adı küçük derdi büyük köyde..
Doğayla aynı ülküdesin sev doğayı
İki kardeş gibisiniz...dedim gönlüme
Mürşidim doğaya sitemliyim bu sabah
Gizlemiş gözümden güneşleri
Gizlemiş ateşleri
Adı küçük derdi büyük şu köyde..
İmtihanım Zelihayla benim ben de bir yusufum
Yusuf bir gurbetçiydi dünya gurbetinde
Benim gönlüm mum incinmez yanmaktan
İncinmez yanmaktan her mum gönül
Mum çiçek gerçekleri anlatıyor artık bana…ve mum gönlüme
İki kardeş gibisin gönlüm mum ve sen...
Can kurban gönlüme
Yoklukta hiçlikte vuslat…diyerek yanar…
Ağaç gönlüm unutma o ağacı unutmadım
Kırılan dalını ödünç ver dallarından birini
Derdi derdim oldu o ağacın…
İki gamdaş gibisin gönlüm sen ve ağaç dedim
Adı küçük derdi büyük şu köyde..
Sevdim kıskandım ve imrendim şu doğaya şu doğaya benzeyen gönlüme bir de şu doğanın anneliğini
Anneleri annelikleri…o şefkati o Rahmeti
Ölüm gelmeden sev doğayı gönlüm sevdim doğayı
Doğa da bir annedir
Eğitir ve büyütür …
Sev anneliğini...dedim tarlalara bakıp
Adı küçük derdi büyük şu köyde..
Adı küçük derdi büyük şu köyde..
Şu tepede şu ormanda
Salıncakta sallanır yuvada kuş yavruları
Nehirler dereler kendini temizler ve susuz yürekleri…
O dereyi unutabildin mi gönlüm ben de unutamadım
Sen ve dere aynı mahallenin iki çocuğu
Sev o dereyi gönlüm dediğimi unutma
Boğalar öküzler kirletirdi ve temizlerdi kendini
Elli metre ileride…
Senin neyin eksik
Beş yüz metrede temizlenmeyen gönlüm
Adı küçük derdi büyük şu köyü unutma..
Pervane taşa olmaz pervane
Pervane er değil paşa
Mumu tutar maşa
Maşa olur paşa
Maşa taşa paşa...
Adı küçük derdi büyük şu köyü unutma..
Beşiklerde meşe paşa...
Aşka paşadır meşe
Öper bebeleri anneleri gibi...
Paşalarla dolsun şu evren...
Adı küçük derdi büyük şu köyü unutma..
Nehirler çiçek gerçekleri anlatıyor artık bana…
Ve yunus emre de bir nehirdi dilsizdi öyle
Koştu denizin maviliğine…
Ölüm gelmeden sev doğayı
Sev o nehri...inek sürüleri kirletirdi o nehri...
Adı küçük derdi büyük şu köyü unutma..
Sev ve dinle şu doğayı
Doğa da bir öğretmendir demişti
Unutabildin mi o ilk öğretmenini ilk okul öğretmenini
Öldüyse Allah rahmet eylesin
Adı küçük derdi büyük şu köyü unutma..
Köyün çamurlu yollarından gelirdi girmeden sınıfa temizlerdi ayakkabılarını
Sevdim unutmadın o öğretmeni…
Çiçek gerçekleri anlatıyor artık bana…
Sev temizlenmeyi seven o öğretmeni ve o dereyi..
Adı küçük derdi büyük şu köyü unutma..
Sevdim imrendim kıskandım doğayı bir de bir mumu
Ağlar gibi eriyor
Bir damla ışıkta yol arıyor çocuklar diye
Çocukların ellerinde mum
Bir serçe kuşu kadar…
Can kurban sana gönlüm
Sana da mum gönlüm diyeceğim çok benzerlikleriniz var
Mum gönlüm mum incinir incitmez …
Can kurban sana gönlüm
İncitmedin Medine toprağını ve Mekke toprağını
Ve çınar yaprağını...
O bahar günleri unutma
Doğayı sevdim
Ölüm gelmeden sev doğayı
Doğa da bir kitaba benzer
O kitap… çiçek gerçekleri anlatıyor artık bana…
Açar okursan içini doğa kitap sana… diyen gönlüm
Seviyorum seni ve
Doğayı seviyor gönlüm
Can kurban gönlüme
O çınar ağacıma…
O çınar ağacı Osmanlıyı hatırlatıyor …
Ve çiçek gerçekleri anlatıyor artık bana…
Sevdi okudu doğayı besmeleyle…Çınardı Osmanlı
bir ağaçtı Osmanlı toprağını karalığını çatlatan...
Ve sevdim çınarı
Şu eyüp mezarlığında
Bir karınca benim gönlüm karınca kararınca
"Karınca kadar bir gerçek bulsan
Tut kaldır düştüğü yerden...
Der her karınca gönül
Sevdim gönlüm seni karınca kadar yiğitliğini...
Sevin bizi
Der gibi yerde binlerce karınca..."
Karıncalar … çiçek gerçekleri anlatıyor artık bana…
Ve gönlüme doğa kadar büyüyen gönlüm var benim…
Sevmez miyim gönlümü..
Sevmeseydin doğayı okumasaydın ve imrenmeseydin
Tozlu bulutlar yağardı üstüne
Sarı çiçek açmazdın gönlüm
Sevdim seni
İyi iki dostun var gönlüm doğa ve ben
Ölüm gelmeden sev doğayı
Doğa ateştir yan gönül…
Yanmayana mum denilmez
Sevdim gönlüm seni yanışını...
Eli yolu dili öpülmez unutulur bir köşede
Ağaçlara bak bir sayfa bana sana …
Ağaçlar göklere büyü diyor artık bana
Mum yan hiçliktedir vuslat diyor…artık
Sevim iki dost bana
Güneş arkadaşım sırdaşım dertdaşım artık
Güneş… çiçek gerçekleri anlatıyor artık bana…
Ağaç da bir gönüldür kesme beni der kırma zikrimi…
Ağaçları Mevlana dervişi görüyor oldum artık
Kurban olunsun doğayı okumak şirin ve şerbet bana artık
Şirin leyla … çiçek gerçekleri anlatıyor artık bana…
Oh oh mahalle dolusu arkadaşım var..
Doğa da okunmak içindir
O koca bir kitap ve küçük bir hap
Hastalıktan kurtardı beni…
Ve sev doğayı
Fanilikten kaçışı var Bakiliğe yokluğa hiçliğe
Hiçlik… çiçek gerçekleri anlatıyor artık bana…
Sevdim doğayı ve okudum...
Dertlidir doğa açar derdini derddaş olana...
Dalımdan düştüm kavruldum diyor yaprak
Dere deniz benim leylam diyor…
Çöl yetimim diyor bulutların yetimi o…
Savruluyor kum kum çöl…
Rüyalarımı bile süslüyor hepsi
Evren cennette uzatılan tepsi artık
Sevdim doğayı ve okudum..
Deniz benden mavi
Yaprak benden akıllı...
Sevdim doğayı ve okudum..
Ormanın baharı var beni görmüyor bile bahar çöplük müyüm…
Çöl yetim ben yetim bulut annem benim de ey çöl
Ey çöl gönül
Artık ol gönül
Yetimsin çöl kadar
Ağladım senin için
Ağladım bir ağaç için bile
Elim kolum dilim gibi her ağaç..
Mutluluk hakkın gül kadar…kıskandım gülleri…
Ormanlara imrendim kırlara imrendim…
Kurudum çöl kadar
Mum benden daha şanslı…hem ağladı hem yandı yanmak bakiliğe koşudur der inancım
İnancım var benim
Sevdim ve okudum şu mumu ve yanan her mumu..
Mürşidim gülüm var benim
Sarı çiçek açmış çiçeklere imrendim bahçe bahçe gezerken…
Omuzuma kuşlar konmadı ey ağaç dalın kuş dolu kuş sesi dolu imrendim
Ey dere temizledin kendini kıskandım
Kıslandım ve okudum seni
Ey mum yandın yandım hasret ateşinde
Ey mum gönlüm mum gönül ey doğa gönlüm doğa gönül
Kısmetli gönül…anneli gönül…anneli gönülleri kıskandım imrendim onlara
Annesizliğime yetimliğime ağladım
Dost oldum anneli gönüllere kol kola yürüdüm yollarda
Aşk şehrinin yollarında
Benden ön sınıftasın doğa ve mum kıskandım seni…
Baharlarımı çaldılar diyor çöl…sende çöldün bir zamanlar gönlüm ağladım sana
Şimdi denizler benimle mavilikte yarışta
Artık ormanlar yeşillikte yoldaşım baharlarda…
Sevdim kendimi
Yıkmışım bendimi...
Çöl ağladı gül benimle
Çölü kıskandım
Güle imrendim…
Yıllar yılı
Artık çöl haline ağlasın
Gül gülsün benimle bahçesinde
Baharlarda
Mumda yanan benim artık
Gülde renk benim artık
Ağlamayı öğretti bulut bana
Gayretli gökler benden aşka kullukta…
Aşktır evrenin kaptanı …der inancım
Gülden güzel inançlarım var benim…
Aşksızdım cehennemdeydim çöldüm…
Hey laleler gülden güzel inançlarım var benim…
Ben de çöl oldum çöl asır senin yüzünden
Kinim bitmez sana
Kötüye kin oldu din bana…o günden beri
Dağlar düştü başıma
Ve yoluma
Güle özlem gül inancım var benim
Güle özlemim gül benim...
Ağladım
Ömür bir gülsüz bahçe
Koca orman ömür bir gül yok
Kırları gezdim gül yok
Denizin dalgaları beyaz lale
Koca deniz ömrüm bir beyazlık yok…
Güle özlemim dağ oldu
Ağladım
Ne dağdan korktum ne devden gülü sevince…
Gül inançlarım var benim
Lalelerim renk renk benim
Sarı çiçektir gönlüm
Ağaç gönlüm cennet ağacı gibidir yaprak dökmez hiç…
Benim gözümde şimdi Firavun zulmün başı
Kızıl deniz doğanın göz yaşı…
Ölüm gelmeden sev doğayı
Ve doğanın davetlerini duy
Ağacı ağaç mı sanarsın yürüyüşü var göklere…
Büyüyen ağaçta büyümem için davet var
Sevdim gönlümü o doğanın kardeşi...
O mumumn bir eşi
Yanmada..
Benim gönlüm bir çınarsın…
Ve denizi arayan derede...sana davet var
Benim gönlüm bir deresin farkında mısın
Kendine bir çeki düzen vermelisin
Hayat çığlıklarla dolu
İnce ve dar hayat yolu
Al bir bir bu fidan sesleri büyüt der her ağaç gönül
Sevdim gönlümü ve doğayı
Ağaçların meyvesinde değil artık gözüm o kitabın ta kendisinde…
Ölüm gelmeden sev doğayı
Güneşi bile duyduğun yok
Gözlerin yaşlı
Güneş kelimeleri var güneşin
Ölüm gelmeden ölmelisin
Kendine bir çeki düzen vermelisin alnında güneş olmalı
Güneşe yıldızlara imren gönlüm…
Evren kadar büyüyen gönlüm
Uzun bir yol değil hayat
Sarmaşık kelimeler çiçek açsın gözlerinde
Kelebekler sarı ve siyah nokta olsun yüzünde
Yürüyüşüne koşuna kurban olayım ağaç gönül
Ağlamak yok artık...
Günde beş vakit okuduğum kitap doğa
Yaş yetmiş beş olunca artık
Ölüm gelmeden sev doğayı
Ağaç gönlüm büyü ve büyüyeyim maviliğine göğün
Ve karatoprağın karalığına saplansın köklerin gönül…
Doğa da konuşur yıldız yıldız seninle ve benimle artık yaş yetmiş beş…
Kurban olurum yıldız gönüllere…
Dağılsın gecen
Mum gönlüm yan gönlüm
Ve dinle sessiz harfsiz konuşan dostu
Kuşlarda özgürlüğe davet var...
Geceye saplanmıştır dalları ağaç gönüllerin
Aşk olsun eli dili yolu gülü öpülsün…
Her gece yıldızlar sana seslendi
Yıldızlar yıldız gibi dost
Sıcak ve nazlı yaz gecelerinde
"Kimler oturmamış " bu ağacın altında
Kelebek kadar ömrün...
Alnına en gül resim çizebilirsin gönlüm
Ölüm gelmeden sev doğayı
"Bak boşa geçiyor ömür"
En pak nehir akıp gidiyor evinin önünden
Seccadeler gibi temiz...
Seccadelere can kurban
Yaş yetmiş beş
Benden beni alan doğa
Bakiliğe gülen doğa
Kitapsın artık bana ve gönlüme
Eli
beli
yolu
gülü
öpülesi gönül
Leyla...
Ölüm gelmeden sev doğayı
Cömertir bu yaş…
Aklıma kendine bir çeki düzen verebilirsin
Bir güneş olabilir alnında
Çömerttir bu yaş
Ve merttir bu yaş
Sabaha öğleye akşama...
Şeytana kabile nemruta
Geceye yıldızlar bırakıp gidebilirsin
Kıskanırlar onu bir yıldız şu gönlüm
Şimdi zamanı bu savaşın...
Ölüm gelmeden sev doğayı
Yazık o kitaplara okunmalı…
Dinlemelisin yıldızların dost sesini
Secdede boşalsın bulutlar toprağa
Toprak dediğin çok mu kıymetsiz
Değmez mi öpülmeye ölüm gelmeden alnın
En pak nehir akıp gidiyor evinin önünden
O nehire kurban olayım
Güneşin anlattıklarına kulak vermelisin
Güneş güneş gibi dost
Karanlık ölebilir güneşli ellerinde
Göklerin ışığını emebilirsin büyür gözlerin
Ölüm gelmeden sev doğayı
Şimdi zamanı bu yiğitliğin...
Şu koca kitaba kurban olayım
Güneşler açsın göğsünün bahçesi
Çiçek için yarışsın dilin
Çiçekler çiçek gerçekleri anlatıyor artık bana…
Fanisin bu dünyada...
En pak nehir akıp gidiyor evinin önünden
Ölüm gelmeden sev doğayı
Ölüm gelmeden oku doğayı
Denizin maviliği vursun alnına
Güneş değsin alnına
Şimdi yiğitlik zamanı...
Arın temizlen güneşle ışıkla diye
Evren ey insan senin için…
Evren
Çevren
Senin için
En de senin için...
Yan
Yön
Din
Çok hassas olmalı ellerin terazi tutarken artık
Sıkı sarılsın yunusun ilahilerine ellerin...
Ellerin kendine daha bir çeki düzen verebilir
Yıldızlarla örebilirsin bir duvar gönlün haritasına
Ölüm gelmeden sev doğayı…
Şimdi zamanı bir savaşın bitmeyen bir savaşın...
Çiçeklerini uzatıyor doğa ellerine ey gönlüm…
Oku doğayı
Güneş kelimeleri var doğanın
Gerçekler gönülde çiçektir...
Bir doğa var senin içinde
Ey fani
Ölüm gelmeden sev o doğayı
Dolaş içinde gerçek evren
Burası gurbet...Yokluk sıla hiçlik sıla …inancım var benim
Can feda bu güneşli inanca…
Şimdi en kıymetli bir savaşın zamanı
Besmeleyle başlanan bir savaşın...
Der gibi gelip geçerken göçmen kuşlar...
Ölüm gelmeden sev ölümü sevdim doğayı
Kıskan doğayı kıskandım doğayı
İmrendim doğaya ve sana ey ağaç gönlüm…
Ve hayalimde her ağaç bir ağaç gönüldür benim gönlüm çınardır Osmanlı büyüklüğünde…
Gül savaşın zamanı şimdi...
Hamdi Oruç
Kayıt Tarihi : 27.05.2026 03:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!