Diyanetin kırmızı çizgisi cem evleriymiş. diyanetin cem evleri hakkında yaptığı açıklama şudur. cem evlerinin ibadethane olarak kabul etmediklerini, cem evlerinin mabet yeri olarak tanımayacaklarını beyan ederek bunun kırmızı çizgileri olduğunu ifade ediyor.
Şimdi anayasanın tanımına bakalım. anayasada devlet laik sosyal ve hukuk devletidir diye tanımlanıyor. laik bir ülkede. inançlar serbest ve özgür olur. inançları devlet değil o inancı ancak inananlar belirleyebilir. devletin ve diyanetin inançları belirleme ve tespit etme ne hakkı vardır nede yetkisi vardır. bir insanın ibated yerini belirlemek tanımak ve tanımamak devletin ve diyanetin ne hakkıdır ne de görevidir. eğer siz laik bir ülkede yaşıyorsanız ve anayasayı uygulamak istiyorsanız ve anayasanın laiklik ilkesine bağlıysanız böyle bir yetkiniz ve böyle bir hakkınız yoktur ve olamazda. eğer aksi bir şekilde davranıyorsanız ve yasayı uygulamıyorsanız siz anayasal suç işliyorsunuz. ki zaten yaptığınızda budur. anayasa da tanımlanan laiklik ilkesi tanınmıyor, ve çiğneniyor. devletin ve diyanetin uygulamış olduğu politikalar tamamen anayasaya ve yasalara aykırıdır. alevilere karşı uygulanan ötekileştirme ve hakaret dolu uygulamalar hiç bir zaman terk edilmemiştir. alevilere uygulanan ayrımcılık gittikçe fazlalaşıyor.
Seçimlerde önce AKP NİN seçim beyannamesine giren cem evlerine yasal statüyü vereceklerini, cem evlerinin ibadet yeri olarak tanıyacaklarını deklere eden akp hükümetini eleştirerek cem evlerinin ibadet yeri olarak tanınmayacağını, ve bu konu bizim için kırmızı çizgileri olduğunu belirtmişlerdir. şimdi diyanetin bu açıklamasını demokrasinin ve laik lik ilkesinin neresine koyacaksınız. Diyanetin bu açıklamasına hiç tepki vermeyen iktidar esas özüne dönmüştür. seçim beyannamesinde söylediklerini diyanet üzerinden inkar ve unutturma çabasına giriyorlar. aslında bunun bir danışıklı dövüş olduğuda apaçık ortadır. iktidarla diyanetin ağız birliği ettiği için kendilerinin söyleyemeyeceği ve gerçekleştirmek istemedikleri bir bir yasayı diyanete söylettiriyorlar. bu aslında iki yüzlü bir politikadır. şayet öyle değilse iktidar neden susuyor. diyanetin bu açıklamalarına neden tepki vermiyorlar.
Ayrıca diyanet bu açıklamalarıyla kendisini meclisin üzerinden görerek meclisin yane yasamanın görev alnına müdahale ederek görev gaspı yaptığıda aşikardır. diyanet başkanı hangi hakla ve hangi yetkiyle meclisin görev alanına girerek yasamaya yön vermek istemektedir. bu cesareti kimden almaktır. diyanet ne hakla aleviliği tarif ediyor. alevilerin nasıl ibadet edeceğine nasıl inanacağına hangi yetkiye ve hangi hukuka göre tarif etme hakkını kendisinden görmektedir. bir kere böyle yaklaşımlar, insan temel hak ve özgürlükleri yok saymak, ve ayaklar altına almak demektir. diyanetin bu yaklaşımı inanç özgürlüklerini baskı altına alarak yok saymaktır.
Diyanetin aleviliği tarif ederek alevileri sünnileştirme politikalarının bir parçasıdır bu söylediği kırmızı çizgisi.
Diyanetin kuruluş felsefesine gelelim. anayasada laiklik ilkesinin tanımına rağmen diyanet kurulmuştur. aslında laik demokratik bir ülkede diyanet diye bir kurum olmaz. eğer laik bir ülkede diyanet kurulmuşsa o diyanetin görevi insanları zorla sünnileştirmek değildir. diyanetin görevi tarafsızca, bütün inançları, eşit derecede temsil ederek, bütün inançların özgürce tarafsızca ibadetlerini gerçekleştirmelerini sağlamaktır. laik bir ülkede diyanet bütün inançları, bütün mezhepleri, bütün dinleri eşit bir şekilde temsilini sağlamaktır.
Diyanetin görevi sadece bir din ve sadece bir mezhep üzerinden toplum muhendizliğini yapmak değildir. başka inançları ve dinleri dışlayarak insanları zorla sünniliği inandırmak ve aşılamak değildir. diyanetin görevi benim nasıl ibadet edeceğime karar verme görevi değildir.
diyanet aslında devletin kendisine vermiş olduğu bir görevi .ifa ederek toplumu tek din, tek mezhep, tek dil üzerinden inşa ederek devletin asimilasyon politikalarını gerçekleştirmek ve uygulamaktır. diyanet din üzerinden toplumu devlete köleleştirmek için asil görevini yapmaktadır. dinle inançla toplumu baskı altına alarak iktidarın çıkarlarını korumak ve kollamaktır. diyanet iktidarı eleştiren bütün demokratik kuruluşları şeytanlaştırarak iktidarın baskıcı gücünü arttırmaktır.
laik ve hukuk devletin uygulamalarına bakalım. eğer bir ülkede anayasası laik lik tanımını yapıyorsa eğitim sisteminide seküler yapmak zorundadır. yıllardan beri aleviler ve gayri müslümler zorunlu din dersine karşı mücadele veriyorlar. çocuklarına zorunlu din dersi verilmesine karşıdırlar. din dersinin seçmeli olmasını istiyorlar. din dersinin isteğe bağlı olarak verilmesi gerektiğini. ve durmadan buna karşı mücadele veriyorlar. ama iktidarlar hiç bir zaman bu isteği kabul etmediler ve etmiyorlarda. iktidarlar bu konu gündeme gelirse diyanete müracaat ettiklerini ve diyanetin aleviliği tanımadığını ve cem evlerini de ibadet yeri olamayacağını dile getirerek işin içinden çıkmışlardır. ve zorunlu din dersine din kültürü adı altında kılıf bularak kitleleri uyutmaya çalışıyorlar.düşüne biliyormusunuz. laik bir ülkede din dersi zorunludur. başka hiç bir ders zorunlu değildir. ama din dersi zorunludur. bu nasıl laiklikse. avrupa insan hakları mahkemesinin kesin kararı var. zorunlu din dersi laikliğe ve insan haklarına aykırıdır diye. türkiyeyi bu haksız bulmuştur. ve bütün bu kararlara rağmen türkiye hala alevi çocuklara zorunlu din dersi vermektedir. bu nasıl hukuk devletidir anlamadım gitti. hukuk devleti hukukun vermiş olduğu kararlara uymak zorundadır. ve mahkemelrin almış olduğu kararları hayata geçirmek zorundadır. hele hele uluslar arası antlaşmaların ve uluslar arası hukuk her türlü iç hukukun üstedir diyede, uluslar arası anlaşmalara imza koymuşsanız uymak zorundasınız. bütün bunlara rağmen siz avrupa insan hakları mahkemesinin almış olduğu kararlara uymuyorsunuz. ve hiçe sayıyorsunuz. bütün bu olanları göz ardı ederek insanları kandırırcasına türkiye demokratik laik sosyal ve hukuk devletidir diyede nutuk atarsınız. diyanetin yasamanın üzerindeki vaseyetini kırmayarak o vaseyete uyarak inkar ve ötekileştirme politikalarınızı geliştireceksiniz. sonrada insanlara dönerek ilericilik yapacaksınız. şirin gözükmek için popüler söylemler geliştireceksiniz. insanlar artık sizin bu iki yüzlü sahte politikalarınızı biliyor ve anlıyorlar.
Ey diyanet cem evleri sizin kırmızı çizginiz olmasın sizin kırmızı çizginiz uyuşturucu olsun, sizin kırmızı çizginiz kadın cinayetleri olsun, sizin kırmızı çizginiz çocuk ölümleri ve katliamları olsun. sizin kırmızı çizginiz dolandırıcılık ve hırsızlık olsun.. sizin kırmızı çizginiz mercedesler olsun. sizin kırmızı çizginiz doğa katliamları olsun.
BIRAKIN ARTIK İNSANLARIN İNANÇLARIYLA İBADET YERLERİYLE UĞRAŞMAYI.
TEK KELİMEYLE KINIYORUM DİYANET.
Kayıt Tarihi : 6.1.2016 23:42:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu bir şiir değildir. bu diyanetin aleviler ve cem evleri hakkında yaptığı bir açıklamaya bir eleştiri olarak kaleme aldım. diyaneti demokratik ilkeleri, insan hak ve özgürlükleri yok saydığı için yazmak ve bu gerçeği dile getirmek için yazdım.bu görüşümü eleştirenler olabilir. ve bu görüşüme katılan larda olabilir. ama diyanetin bu taraflı inkarcı ve asimilasyoncu politikalarını eleştirmek zorundayız. diyanetin bu yanlışlarını eleştirmezsek kendimizle çelişiriz.

Kaleminize sağlık sayın İmam Sürensoy...
TÜM YORUMLAR (4)