Anadolu’nun tozlu yollarından İstanbul’un soğuk betonlarına uzanan bir ömür benimkisi... Sene bin dokuz yüz yetmiş. Daha yedi yaşındayım. Elimde okul sevgisi, sırtımda babamın kokusuyla Altıntepe’ye, o gurbet kapısına bırakıldım. Ahmet Rasim İlkokulu’nun gurur tablosunda okul başkanı olarak resmim parlardı ama o kapıdan içeri girdiğimde dünyam kararırdı. Amca oğullarının evinde eziyetle, sebepsiz dayaklar bir el alışkanlığına dönerdi. Korkumdan yaylı divanların altına saklanır, derslerimi o karanlıkta çalışırdım. Okul müdürü moraran gözlerimi sorduğunda, "kapıya çarptım" derdim; çünkü onurumu korumayı o yaşta öğrenmiştim.
Dokuz yaşıma bastığımda, bir gece saat üçte o esarete "dur" deyip dağlara kaçtım. Beni o eziyetli gurbete götürecek Anadolu arabasının gidişini uzaktan izledim; hürriyetime kavuşmuştum. Köyümdeki okulda deham öyle parladı ki, daha ortaokul birdeyken müdür beni öğretmen yerine büyüklerin matematik dersine sokardı. Müfettiş içeri girip "öğretmen kim?" dediğinde, tebeşiri bırakmadan "benim!" diyecek kadar dikti başım.
Ama haksızlık peşini yine bırakmadı. Bir öğretmenin hakaretine o meşhur odunu fırlatarak cevap verdim. Onurum için tasdiknamemi aldım, tekrar İstanbul yollarına düştüm. Çay ocaklarında çalıştım, ilk paramla o dertli bağlamamı ve yüzüğünü aldım. Yozgatlı hocamdan mızrap vurmayı, hayatın akordunu yapmayı öğrendim. İhaneti de gördüm, arkadan vuran akrabayı da... Ama aklını asla kiraya vermedim.
Bugün Muharrem Ayrancı olarak dimdik ayaktayım. Şunu unutmayın: Okumayan alim değil, zalim olur. Aklını kullanmayan, başkasına kul olur. Biz hiç fakir olmadık; biz her zaman onurumuzla, asaletimizle zengin olduk!
Muharrem Ayrancı 2Kayıt Tarihi : 18.04.2026 14:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu yazı, şahsım Muharrem Ayrancı’nın bin dokuz yüz yetmiş yedili yılların başında İstanbul Altıntepe’de yaşadığı gerçek bir çocukluk dramının ve onur mücadelesinin özetidir. Yedi yaşında gurbete bırakılan, baskı ve eziyet altında yaylı divanların karanlığında ders çalışarak okul birincisi olan o çocuğun; haksızlığa karşı mızrabıyla, tebeşiriyle ve duruşuyla verdiği savaşın hikayesidir. Bu satırlar; aklını kiraya vermeyenlerin, zorluklar karşısında eğilmeyenlerin ve "Alim" olma yolunu seçenlerin asaletini anlatmak için kaleme alınmıştır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!