Zamanın kum saati çatladı derinden,
Bir feryat yükselir ruhun her yerinden.
Dost bildiğim herkes kaydı ellerinden,
Yalnızlık tahtına kuruldum bu gece.
Canımı yoluna serdiğim o sadakat,
Şimdi bir hançerdir, kalbe vurur tokat.
İhanet zehriyse eğer asıl hakikat,
Kendi iç sesimle duruldum bu gece.
Öyle ucuzlattılar sevgiyi ve sözü,
Kül eylediler o kor yürekli közü.
Görmez oldu artık vefasızın gözü,
Gururun zırhına sarıldım bu gece.
Seni tanıyana dek hiç kimseyi sevmedim,
Masumiyet hırkamı kimseye vermedim.
Ben bu aşk yoluna hileyle girmedim,
Saf sular misali duruldum bu gece.
Yanımda durmaya mecali yetmeyen,
Gönül soframızda ekmeği bitmeyen,
Karanlık pusuda korkup da gitmeyen,
Yürekli bir cana vuruldum bu gece.
Cesaretin yoksa karşıma çıkmaya,
Gerek yok köprüleri bir bir yıkmaya.
Alıştım ben bu dertle her gün akmaya,
Sessiz bir nehirce yoruldum bu gece.
Arkamı dönersem bakmam bir daha geri,
Silinmez ruhumdan ihanetin teri.
Bende kutsal idi sevdanın her yeri,
Kendi mabedimde korundum bu gece.
Kuşların kanadı özgürlüğe sembol,
Bir nefes hürriyet, bin bir farklı yol.
İster umutla dol, ister hüzünle dol,
Kaderin ağında örüldüm bu gece.
Hayatın rengi solsa, çiçekler kurusa,
Yüreğim her darbede bin kez vurulsa,
Zamanın çarkları tersine dönse,
Gerçek aynasında görüldüm bu gece.
Ta ciğerimden yankılanır sesim,
Bu benim son ahım, bu son nefesim.
Garip Murat der ki; kırıldı kafesim,
Kendi küllerimden dirildim bu gece.
Kayıt Tarihi : 10.04.2026 18:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!