Yorgun yılgın bezgin inatçı bir adım var şimdi
Gidiyorum demen o kadar kolaydı ki
Zor olan uğurlamak dı..
Sessizliğin içinde bir ses
Yalnızlığın içinde bir nefes
Karanlığın içinde gölge
çivilerle çarmıha gerildi gök
güneşe uzanan çocukların ellerinde kan
ah..!
nasıl anlatsam bir çığlığın sessizliğini
kuruyan vicdanların kurak çaresizliğini
özgürlüğe koşan çocukların
Kadının gözyaşları sessiz iniyordu yanaklarından yüreğine...
Toprak kokusunu çekti içine hafif bir tebessümle..
Sabahın erken saatleri ezandan sonrası birer birer toplanıyordu işçi kadınlar..Omuzlarına yükledikleri çıkınlarıyla..Önlerinde onları çalışacak tarlaya götürecek kahya..Uyku sersemliğinin güzelliğinde gün ışığı vuruyordu yüzlerine..Şalvarlarını çekiştiriyorlardı arada....
.....Sonra kırklı yaşlarda bir işçi kadın mırıldanır gibi oldu sustu...Arkadaşı devam et dedi al yanaklarına bıraktığı masumiyetinde
Hadi nazlanma devam et dedi
Dağların suskun gözleri ağaçların yeşil hazan rengi kuşlar böcekler bütün doğa bekliyordu san ki..
Akşamı alacası çökmüştü kente..Yalın ayak bir yalnızlık çıplak ayaklarını sürüyerek dolaşıyordu sokaklarda..imlası eksik kuralsız bir cümle gibi suskundu kadın....
sabah tan yeli silkindi bir ömrü omuzlarından..güne bakan çiçekleri gibi mağrur kaldırdı başını..Toprak insan kokuyordu yağmura küskün..
Bu yıl hasadı bol verimli olacak dedi baba çocuklarının gözlerine bakarak..Umut her zaman bir göğsün kafesinde nefes alıyordu..Kadınların güne bakan çiçeklerin arasına yayılmasını seyreden çocuklar..
Perişan bir görüntü içinde yorgun yılgın bakışları kesiyordu ruzgar..
Anne kapları ovalıyordu öğlenin yakan güneşinde..Toprak ıslanıyor ıslandıkça süzülen suların içinde geçen bir suret oluyordu yarınlar yollar..
Çok yorgunum diye durmadan mırıldanan kadınlar onlara eşlik eden yaşlı nineler..
Öfke biriktiriyordu kadın heybesinde..Yorgunluğunun dinlenme durağında suskun gidişlere ağıtlar yakarak göz yaşının tuzunu biriktirdi..
Gün sessizliğe gebe iken güneşe uzattı elini yanmadı.!
Yola çıkma zamanı geldiğinde aynaların kırık dökük anılarına yolculuk kısa sürmüştü..Yüzünde ki çizgileri parmak uçlarında çizdi yeniden..
Erkeğine öfkeli bakışlarında aniden döndü kalktı yerinden fırlatır gibi attı tokadını güne çaresiz..
Anlamsız imgelerinde keşkelerinden bitkin yürümeye başladı o uçsuz bucaksız tozlu toprağında yaşamın...
soru işaretleri ile dolu karışık öfkeli yorgun..İhaneti ilk tanıdığı günden bugüne pişmanlığın dikenli hırkasını çıkarmıyordu üzerinden..
Gün gurbete bak ay doğdu geceme
Sevgili bir mektup yazmış ellere
Gel gayrı diyor gözümde yaş bekletme
Beni ağlatırsan hicran dolsun yüreğine.......Dilek Hokkaömeroglu
Gurbete çıktım ay doğdu geceme
Sevgililer gününde e?ime arma?anym ?iir,,
sevgilerimle,,
Yüreğimi al götür,gitme ama
Canımı yak bırak, sev ama
Gözlerine bakmama izin ver,gör ama
Seviyorum de beni ama...
Ağlarken sil gözyaşımı
Ağlama ama...
Anka küllerinden ödünç aldığım hayatı zehir etmeyi öğrettiler bana..
Düşlerim üşüyor ANNE..! .
Davet etsem sizi gelir misiniz,
Dostlar muhabbete başlayalım mı.
Acep bana ortak olur musunuz.
Dostlar muhabbete başlayalım mı..... M.EREN
Bir vagon da ben ekledim katara,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!