Zaman, bazı insanlara neşesinden, baharından bolca pay verir;
benim gibi bazılarına ise ömrün en keskin, en acımasız rüzgarlarını reva görür.
Ömrüm boyunca bir kez olsun yürekten "hoş geldin" sesi duymadım.
Kalabalıklar içinde, dünyadaki en büyük kimsesizliği yaşadım.
Sevdim ama hep sevilmeyen, hep acı görmüş, dert keder içinde yoğrulmuş o kişi oldum.
Sevdim ama bir kez olsun seçilmedim; aşkın, sevginin ne olduğunu hep uzaktan izledim,
güzel bir söz duymadan büyüdüm.
Adım belki buralarda kimsenin dilinde anılmadı ama çilem dillerde destandı.
Hayat, bana her yerden ayrı bir darbe vurdu.
Daha çocuk yaşta sırtıma yüklenen dertler, koca bir denizin suları gibi boyumu aştı.
Gülmek, kaderin bana çok gördüğü lüks bir heves oldu hep.
Yüzüm hiçbir zaman hakiki bir tebessümle aydınlanmadı.
Ne zaman hayata tutunmak istesem, kader amansız sillesini vurdu,
beni yine aynı dipsiz kuyunun dibine bıraktı.
Gülmedi kaderim yüzüme, acılar doldu derya denize.
Gönlüm hep bir parça sevgiye,
ruhumu ısıtacak masum bir söze susadı ama ne gelen oldu ne soran.
Bir gün, kalbimin kapılarını ansızın biri çaldı.
Sandım ki bu defa dertler bitecek, çile rüzgarı dinginecek.
Delicesine sevdim.
Ömrümde ilk kez birini bu kadar derin, bu kadar saf benimsedim.
Ama bilmediğim bir şey vardı:
Hayat, bana mutluluğu değil, yine ayrılığı ve hasreti yazmıştı.
Uzaktı yollar, gelemedim.
Çok sevmiştim, uğruna ömrümü serecek kadar çok...
Ama karşı taraf bunun kıymetini bir kez olsun bilmedi.
Ben sevdiğimin adını sadece dilime değil, her gece secdeye varan dualarıma kazıdım.
Bir tek isteğim vardı Allah’tan, seni diledim.
Karanlık odalarda sabahlara kadar yalvardım ama sen yine gelmedin yürek sızım.
Çilem hiç bitmedi, dertler başımdan bir an olsun gitmedi.
Her defasında ayağa kalkmaya çalıştım,
"Çok seviyorum dedim, kıymet bilmedi," diyerek yutkundum.
Göğüs kafesimi döven o acı, artık sadece ruhumu değil, bedenimi de yormaya başladı.
Zaten ben, kalbi yaralı biriyim.
Hayatın yükünü taşıyamayan o narin yürek, sessizce ama derinden hastalandı.
Ben kalp hastasıyım.
Doktorlar başka şeyler söyler ama,
asıl hastalığım göğsümün sol yanındaki o bitmek bilmeyen vefasızlık yarasıdır.
Bazen kendi kendime fısıldarım:
Bazen yaşarım böyle saçma sapan...
Hayatın bana sunduğu bu adaletsiz senaryoyu,
kabullenmek ile reddetmek arasında savrulup dururum.
İşte bu acı, bu dipsiz hüsran, elime kalemi aldırdı.
İçimde biriken o zehirli dertler kağıda döküldükçe hafiflemedi,
aksine büyüdü.
Bu aşk acizi, kalemin ucundan süzülen damlalarla adeta can buldu,
kalbimin derdi diyar diyar gezdirdi beni.
Bu ayrılık beni canımdan bezdirdi.
Mısralar döküldükçe gözyaşlarım kağıdı ıslattı,
gittiğim her yerde bu koca yükle hep yabancı kaldım.
Aynaya baktığımda gördüğüm solgun yüzde geçmişin acı izleri okunuyor.
Son nefeslerin, son takatin eşiğindeyim artık.
Ama içimde hâlâ direnen o küçük çocuk, son kez kendi kendine fısıldıyor:
Dayan be yüreğim, dayan... Az kaldı.
Kayıt Tarihi : 23.07.2026 22:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




İlhamını bizimle paylaştığın ve okumamıza izin verdigin için teşekkür ederim
İlhamın bol kalemin daim olsun.
Çok teşekkür ederim. Güzel yüreğiniz var olsun saygılarımla
TÜM YORUMLAR (2)