Ey Cennetin bekçisi…
Sessizliğin ardında duran nurdan kapı,
Ey rahmetin eşiğinde bekleyen ilahi sır…
Ey Allah’ın meleği, ey Rıdvan,
Bir nefeslik müsaade ver bana,
Yüreğimde bin yıllık bir hasretle geldim.
Ben ki dünya denen gölgede
Bir damla ararken okyanusu kaybettim,
Ben ki bir secdede
Kâinatı duymaya çalışan garip bir kulum.
Kapına geldim işte—
Ne elimde amel çokluğu,
Ne dilimde övünülecek bir dua…
Sadece kırık bir kalp,
Ve adını anarken titreyen bir ruhla.
Az müsaade eyle…
İçeri gireyim.
Ey dergâh-ı rahmetin bâbında niyâz eyleyen cân
Hâk-i dergâhında bir zerreye muhtâc bu virân
Lutfun ile açılırsa o mübârek der-i ihsân
Rıdvân’a niyâzım odur Eyle kerem, aç bu mekân
Orada güllerin dili zikirdir derler,
Her yaprak “Hu” diye açarmış sabaha,
Irmaklar Kevser diye çağlarmış,
Ve her damla rahmet olurmuş susayana.
Ben susadım ey Rıdvan,
Dünya çölünde kayboldum,
Bir yudum hakikat için
Yandım, kül oldum, savruldum.
Kapıyı aralasam…
Bir anlığına cemalini görsem rahmetin,
Belki içimdeki karanlık çözülür,
Belki kalbim yeniden doğar.
Sînede bin âh ile gezdim bu fenâ mülkünü ben
Bir nefes zikr ile buldum yine dermânı neden
Gâh düşüp gaflete yandım yine döndüm ezelden
Rahmetin deryâsına çağrılırım gizli neden
Ey cennetin bekçisi…
Ben günahın gölgesinde yürüdüm uzun zaman,
Ama her düşüşümde
“Affet” diye ağladım Rabbime.
Her geceyi sabaha bağlayan
Bir umut vardı içimde—
O umut ki beni buraya getirdi.
Şimdi eşiğindeyim.
Ne geri dönecek gücüm var,
Ne ileri adım atacak cesaretim…
Sadece bir kapı,
Ve o kapının ardında sonsuz merhamet.
Az müsaade eyle…
İçeri gireyim.
Gülşen-i cennette her bir nefes Hû ile dolar
Bülbül-i cân zikr ile mest olup Allah’ı anar
Kevser’in ırmağında aşk ile kalpler yıkanır
Bir damla lutfun ile kul ebedî nûra kanar
Varsın ismim yazılı olmasın en başta,
Varsın en sonda olayım, en geride…
Bir köşede durayım,
Bir damla rahmet bana yeter.
Bir anlık huzur,
Bir secdelik yakınlık…
Yeter ki O razı olsun benden.
Ey melek aç kapını eyle bu kul hâline bak
Günahım çok ise de rahmetin eyler mi bırak
Bir nazar kıl ki erisin içimde kalmış bu firak
Bir cemâl ânına bin ömre bedeldir bu merak
Ey Rıdvan…
Kapılar açıldığında
Benim adım unutulsa da olur,
Yeter ki kalbim anılsın
Rahmet defterinde.
Çünkü ben geldim…
Ben geldim yokluğumla, eksikliğimle,
Ben geldim ağlayarak, arayarak, yanarak…
Ve sonunda anladım ki
Kapıyı açan anahtar
Ne ilim, ne amel—
Sadece teslimiyetmiş.
Nefs ile cenk eyleyip yorgun düşen bu dil-i zâr
Her seher secdede döktü gözünden nice bahâr
Affına sığındı hep olmadı ümmîdinden bîzâr
Rahmetin iklîmine erişir elbet bu diyar
İşte o yüzden diyorum:
Az müsaade eyle…
İçeri gireyim.
Son sözüm bir yakarış değil artık,
Bir teslim oluş…
Bir kulun Rabbine düşüşü gibi sessiz,
Bir damlanın denize karışması gibi derin…
Sonunda anladım ki varlığım bir perde imiş
Benliğim yok oldukça kalbime nûr dolmuş imiş
Bir kulun Hakk’a yürürken özü hep hiç imiş
Mahlasım söyler hakikât bu sözüm Kul Ortak imiş.
Ben bir hiçim,
Ama Sen varsın ya Rabbi…
İşte bu bana yeter.
KUL ORTAK
Baki OrtakKayıt Tarihi : 10.04.2026 22:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!