Yatırıp günü gözbebeklerine,
Heybemde düne ait ne varsa,
çıkarım yola!
Bilmediğim yurtsuz topraklarda,
Adınla başlar mülteci yalnızlığım.
Ne kalabilirim ne gidebilirim.
Hüzün çiçeği var gözlerimde,
Koklar koklar ağlarım.
Göverende dalı budağı!
Işık kotarıp,
Güneşin rahminden,
Saçlarına takarım.
Soluksuz güne uyanır gibi
Yarım kalmış düşlerin peşinde
Harap ve bitap bir gençliğin
İzdüşümümleri var suretimde
Gözlerimden hüzün akar hep
Gelir bir dalga kıran misali
Kalbim,
Ne hançerlendin bu kadar gün vakit
Taşıdın hüznünü
Boynu bükük yetim bebeler gibi
İğdiş edildide düşlerin
Soluklanmadan yürüdün
Kanadım!
Oluk oluk döküldü yere
Şerbet.
Acı söz oldu.
Divid pelesenk
Yazar hababam yazar
Kardeşim
Taze bugday kokusu sardı yokluğunu
Kalbim hiç fire vermezdi oysa ki
Şimdi bıraksan
Koşar adım acıya boyun eğer
Nasıl anlatılır ki özlemin
İçimde kör bir bıçak yarası kardesim,
6 yaşında koşar adım acın
İlk terkedişim seni
Yokluğunda kalbim
Bir kurşun gibiydi
Ah yalın ayaklı kücüğüm
Kederle ışıyan güne,
Ölü bedenler taşıyor,
Zaman!
Yeni doğan bebelerin
Kundaklarından,
günahlar
Yağmur,
kederli bir genç kız gibi,
Raks ediyordu elemle,
HEMDE en kallavisinden.
Hüzün Kırıyordu solfeji
Dağılıyordu notalar,
Kırık bir mevsimin,
İçinden geçiyor hayaller.
Kimse farkında değil hasadın.
Hüzün Ölesiye müebbet.
Ve Sıgmıyor umut,
Ucu yanık kartpostallara.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!