ve yoktunuz hiçbiriniz ben gözyaşlarımla demir yolu caddesini yıkarken.. yoktunuz uyandığımda uyuduğumda... susadığımda... korktuğumda.. kısıldığımda pencerenin altına dışarı baksam cehennem kazanları kaynardı içeride kalsam heryeri dört başı mağmur duvardı ve duvarlarımda çizgiler vardı sarılı mavili yeşilli ve kırmızıya boyalıydı duvarımdaki gölgelerin yüzleri gözleri gümüş saçları karaydı annem dokunurdu saçlarıma pencerenin rüzgarı olurdu annem... perdesi her dokunduğunda saçlarıma... gölgelerin güçü adına derdi belki. çoçukluğumda nekadar güçlüydü ve okadar kinliydi gümüşsü gülümseme gözlerime her çarptında...
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta