Kadın: Vakit, gitmelerin kucağına bırakılmış bir yetim şimdi. İçimde iki dev ordunun savaşı var; ne zafer mümkün ne de barış. Bir yanım prangalı bu sokağa, hatıraların gölgesine sığınmışım, gitmek demiyor dilim. Ama diğer yanım... Diğer yanım çoktan heybesini hüzünle doldurmuş, yollara düşmüş bile.
Söylesene ey gönlümün sızısı;
Yar mıydın bana, yoksa yaralayan mı? Bir merhem miydin kanayan yerlerime, yoksa o yarayı derinleştiren keskin bir bıçak mı? Adını andığımda dilim neden önce bir dua, sonra bir veda gibi titriyor?
Erkek: Soruyorsun ya, cevabı göğsümün tam ortasında saklı. Ben senin için sadece bir isim, bir gölge değildim. Fırtınalarda sığınacağın bir liman, karanlığında fer olmaya talip bir ateşim vardı benim.
Yar’dan öte candım ben sana... Can ne demek bilir misin? Tenin sızladığında ruhu duyan, nefesin daraldığında ciğerine dolan hava olmak demek. Ben seni severken kendimden vazgeçtim de, senin bir "belki"ne koca bir ömrü kurban ettim. Şimdi yaralayan diyorsan bana; bil ki o yara bende daha derindir, çünkü hançeri tutan el senin, saplanan sîne benimdir.
Kadın:
Bugün 7 Temmuz Pazartesi…
Gün, kalbime giydirdiğin hüzün libasıyla başladı yine.
Gözyaşlarım yıldızlara kadar yükseldi,
Her biri birer vaveyla gibi düşüyor geceme.
Seviyorum seni kadın,
Bir Haziran akşamı kadar sıcak,
Gözlerin denize bakan bir sahil gibi,
Sessiz ama içimde fırtınalar koparan…
TOPRAĞIN KOYNUNA EMANET EDİLEN CENNET: ANNE
Zamanın paslı dişlileri arasında öğütülen ömrümün en kesif sızısıdır adın. Bir tebeşir tozunda aranan şefkat, bir mezar taşının soğuk mermerinde ısıtılmaya çalışılan üşümüş ellerim... Bak, göğsümdeki o kadim boşluğu dindirmek için kapına, yine toprağına sığındım.
Ben geldim Anne;
Sende benim seni özlediğim gibi beni özledin mi?
Ruhumun saçlarını tarayan rüzgar, senin parmak uçlarındaki o mucizevi dokunuşu taklit edemiyor artık. Sen giderken sadece bir bedeni değil, benim çocukluğumun başucundaki o kandili de söndürüp gittin. Şimdi karanlıkta, hafızamın dehlizlerinde senin sesinin o eşsiz tınısını, o rayihayı arıyorum. Toprak, senin kokunu benden çalalı beri, çiçeklerin hiçbirine inanmıyorum. Söyle ey yerin altındaki sükût, benim kalbimdeki bu gürültü ne zaman dinecek?
Bak anne;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!