"Önce kendinizi sevin, düşmeyin akıl hastanesine" diyor dostlarım,
Bencilliğin adına huzur deyip, kalbi bir cam arkasına saklıyorlar.
Bilmiyorlar ki kendini sevmek, ruhu bir kafese hapsetmektir aslında,
Ben ise senin uçurumunda kanat çırpmayı, sığ limanlara tercih ettim.
Akıl dedikleri o soğuk terazi, sevdayı tartmaya kalkar her sabah,
Oysa aşk, tüm dengeleri bozup kefeleri ateşe vermektir ey dostlar.
Eğer bir ruh, kendi varlığından geçip bir başka canda erimiyorsa,
Yaşamak dediğin o sönük lamba, karanlığı her gün biraz daha besler.
"Önce kendinizi sevin, harcamayın ömrünüzü" diyor dostlarım,
Zamanı biriktirip, bir gün yalnızlık kuyusunda boğulacaklarını görmeden.
Kendine aşık olan adam, bir başkasının yarasına merhem olabilir mi hiç?
Ben senin yaranla yaralanmayı, kendi tenimin sağlığına bin kez değiştim.
Hastane odalarında iyileşmek değil, senin hayalinle hastalanmaktır şifa,
Normal dedikleri o boş düzen, ruhun en büyük ve en dilsiz hapishanesidir.
Bir insan kendi etrafında dönmekten yorulup, başka bir kalbe sığınmıyorsa,
Gördüğü her manzara eksik kalır, bastığı her toprak aslında bir gurbettir.
"Önce kendinizi sevin, aklınızı başınıza alın" diyor dostlarım,
Mantığın o kaskatı duvarları arasında, sevmeyi bir 'tercih' sanıyorlar.
Oysa sevmek; bir cinnet anında mantığın tüm kalelerini yerle bir etmektir,
Kendi ismini unutup, her nefeste sadece bir başkasının adıyla dirilmektir.
Onlar ilaçlarla uyuşmuş bir zihni, huzurun tek adresi zannediyorlar,
Bilmiyorlar ki senin hasretinle titremek, en büyük uyanıştır bu hayatta.
Kendini korumaya alan bir gönül, aşkın o kutsal ateşinde hiç yanar mı?
Yanmayan bir yürek ise, sadece bir et parçasından ibaret olmaz mı?
"Önce kendinizi sevin, yazık etmeyin gençliğinize" diyor dostlarım,
Hayatı bir takvim yaprağı sanıp, sadece kendilerini o yaprağa gömüyorlar.
Bana bakıp acıyan o gözler, senin için çektiğim sancının lezzetini ne bilsin?
Ben senin yolunda yaşlanmayı, kendi aynama bakıp hayran olmaya değişmem.
Delilik dedikleri; ruhun zincirlerini kırıp sonsuzluğa doğru bir koşusudur,
Akıllılık ise; o zincirleri her gün parlatıp boynuna biraz daha dolamaktır.
Eğer bir adam, sevdiği için dünyayı ateşe verecek kadar delirmediyse,
Ona 'yaşıyor' demeyin, o sadece nefes alıp veren bir ceset gibidir.
"Önce kendinizi sevin, kimse için değmez" diyor dostlarım,
Değeri sadece sayılarla, parayla ve bencilce bir huzurla ölçüyorlar.
Bana göre ise değmek; bir bakış için bin yıllık ömrü hiç düşünmeden feda etmektir,
Sana ulaşmak için akıl hastanelerinin o soğuk koridorlarını arşınlamaktır.
Onlar kendilerini severken aslında ne kadar da çok eksiliyorlar bir bilsinler,
Ben sende kayboldukça, evrenin tüm sırlarına vakıf olan bir dervişe döndüm.
Deliremediği için sevemeyenler, aşkı sadece bir kelime sanıp dururlar,
Oysa aşk; kendini yok edip, sevdiğinin ruhunda yeniden vücut bulmaktır.
"Önce kendinizi sevin, düşmeyin o karanlık kuyuya" diyor dostlarım,
Son mısrayı bekliyorlar, benden 'akıllandım' dememi umut ediyorlar.
Anlamıyorlar; deliremedikten sonra sevmek, sadece sıradan bir alışkanlıktır,
Gerçek aşk; aklın sınırlarını geçip, ruhun o eşsiz cinnetine teslim olmaktır.
Kendini sevip sapa sağlam kalanlar, hiçbir zaman gerçek bir kalbe dokunamazlar,
Ben ise senin için aklımı feda ettim, bu benim en büyük ve en şerefli tacımdır.
Sıradan bir hayatın akıllısı olmaktansa, senin aşkının en büyük delisiyim,
Çünkü biliyorum; deliremeyen bir ruh, asla gerçekten sevmiş sayılmaz.
Kayıt Tarihi : 20.1.2026 13:44:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!