Değişiyorum.
Güz mevsiminin son günlerinde giydiriyorum bu kimliği üzerime , mevsimin sesini duymuş, küpe etmişim.
Yaşamanın eriyip giden bir nokta olmadığını hatırlamışım.
Yaşamanın, cesurca ben buradayım demek olduğunu öğrenmişim. Hiramın münzevî griliğinden üzerimdeki libası sıyırarak ayrlıyorum şimdi . Yeni bir libasımın olup olmayacağını var ise kara mıdır , ak mıdır olduğunu bilmeden griye çalan herşeyden vazgeçerek değişiyorum.
Adını söylemeden yürüttüğüm kelimeleri değişiyorum.
İçimde ,Zamansız, mekânsız nefese doğru koşan atları dizginliyorum. Başrolünde olduğum hayatın kenarından dolanmayı bırakıyorum. Bahar gibi karşıladığımı kış gibi uğurlayarak değişiyorum. Heycanlarımın üzerine düşen bîtap ,hissiz gölgemi kaldırıyorum.
Duyduğum her acıda izini görmekten vazgeçiyorum. Bu kabulleniş ki kırk kemiğimi kırmış, canıma canıma batmış olsada kirpiklerimin bulutları andırdığı bir gecede anahtarımı yanıma almadan evimi terk ediyorum.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Teşekkür ediyorum Emine Hanım ??
Teşekkür ediyorum Rehcan Hanım .
Çok güzel ve anlamli
Teşekkür ediyorum Rehcan Hanım .
Şiir çok güzel hocam??????
Teşekkür ediyorum Emine Hanım ??
Bu şiir ile ilgili 4 tane yorum bulunmakta