Kırk yaşına geldin halen bekârsın
Evlenmek bu dinde farz dedi muhtar
Sultanlık diyene sen de bakarsın
Baş göz edilmeli tez dedi muhtar
Başıma diyeyim artık darısı
Heveslendi köyün genci karısı
Çıkar bana belki uygun birisi
O köyden bu köye gez dedi muhtar
Çok kızla konuştum ağız yokladım
Hayırlısı dedim kırk yıl bekledim
Başlık parasını zar zor denkledim
Elli bin gaymeye az dedi muhtar
Kaç kapı çaldıysam eli boş döndüm
Ardımdan uğursuz, kısmetsiz dendim
Kendimi hem çirkin hem yaşlı sandım
Kızların yaptığı naz dedi muhtar
Ne birikmiş kaldı ne bağ ne arsa
Mezat’a çıkardım elde ne varsa
Hayırlı iş deriz bunu kim sorsa
Altın akçe getir, boz dedi muhtar
Devlet bekârları everecekmiş
Onlar da yeşerip göğerecekmiş
Kaymakam eliyle pay verecekmiş
Seçimden sonraya söz dedi muhtar
Esvap çuval derken ne varsa aldık
Sonunda bir donla bir gömlek kaldık
Biz bu olanları düşmandan bildik-
Senin ki düpe düz göz dedi muhtar
Ben de muradımı alayım derim
Davullu zurnalı düğün isterim
Kim öle kim kala yaradan kerim
Hele bir kış geçsin, güz dedi muhtar
Yedi köy davetli hepsi bir alay
Birlikte çekeriz zılgıtla halay
Çalgı dediğin ne, orası kolay
Bir dümbelek bir de saz dedi muhtar
Erdirsin inşallah hak tamamına
Saadet dilerim kendi namıma
Nikâh günü için gel makamıma
Bir dilekçe getir, yaz dedi muhtar
Zevcenle oldukça mutu olmalı
Kavga da seviş de orda kalmalı
Dünyadan helalle lezzet almalı
Gerisi önemsiz, vız dedi muhtar
Ozan Ahmet biz de geçtik bu yoldan
Saklanacak ne var Allah’tan kuldan
Bir yaygımız vardı kilimden çuldan
Düşününce içim cız dedi muhtar
Aydın Ahmet
Kayıt Tarihi : 24.06.2026 15:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!