Dargınım Şiiri - Veysel Sari

Veysel Sari
294

ŞİİR


12

TAKİPÇİ

Dargınım

Bir kentin ışıkları tek tek sönerken üstüme,
Kaldırım taşlarında adımlarımın kırık yankısı kaldı.
İçimde biriken tütün dumanı, avucumda heba edilmiş bir gençlik,
Ve göğsümün tam ortasında, faili meçhul bir sızı...
Sana değil bu sitemim, sakın üstüne alınma küçüğüm;
Ben dargınım o riyakâr, o yalan sözlere,
Ben bu hayatın hileli döngüsüne, o maskeli yüzlere dargınım.

Hani ansızın çöker ya dumanlı dağların ayazı,
Hani bir darbeyle bölünür ya insanın en masum rüyası...
İşte öyle bir kış ortasında, zemherinin en koyusunda bıraktım gülüşlerimi.
Dost dediklerim sırtımda derin izler açıp geçti,
Sevdiklerim, en zorlu kavgalarda arkasına bakmadan vazgeçti.
Şimdi hangi kapıyı çalsam bir yabancı gibi bakıyor gözler,
Hangi kelimeye sığınsam, ardında binbir yalan gizler.
Ben beni en fırtınalı akşamlarda yalnız bırakanlara,
O şanlı günlerin ardından kuytuda pusuya yatanlara dargınım.

Yürüyorum işte, geçmişin gölgesini peşimden sürükleyerek.
Gözlerimde bulutlar dolanıyor ama fırtınası kopmuyor,
İçimde bir nehir taşıyor, çığlığımı kimse duymuyor.
Hani o deli fişek, yerinde duramayan yıllarımız vardı ya bizim?
Hani dünyayı güzelleştirecektik sadece yüreğimizin gücüyle?
Dünya bizi eksiltti be usta, hem de en umulmadık yol ayrımında.
Gözümün içine baka baka söylenen o yalan sözlere,
Küçük bir menfaat uğruna gururunu ayaklar altına alanlara dargınım.

Kaç geceyi devirdim bu dar odada, tecritten hallice,
Elimde soğumuş bir çay, dudaklarımda hiç sönmeyen bir yangın.
Biz ne baharlar düşlemiştik oysa o çamurlu sokaklarda,
Hangi fırtına kopardı dalımızı, hangi poyraz savurdu küllerimizi?
Şimdi köşe başındaki lambalar bile şahit bu sahte yüzlere...
Ben, düşlerimizi üç kuruşa satan o vefasız zamana,
Ben, yüzüme gülüp arkamdan kuyu kazma sevdasına düşenlere dargınım.

Bir zamanki sevdalar da kalmadı artık, hepsi vitrin süsü,
Kelimeler pazarlanıyor şimdi, duygular borsa kâğıdı gibi ucuz.
Oysa biz gözlerimizle konuşur, bir tek tebessüme ömrümüzü sererdik.
Bir tatlı söze aldanıp yüreğimizi avuçlarına bıraktık da ne oldu?
Dikenli tellere takıldı kanatlarımız, gökyüzümüzü elimizden aldılar.
Ben, aşkı bir oyun sanıp o yalan sözlerle kandıranlara,
Ben, bir tatlı tebessümü bile çok görüp gönlümü taşa çalanlara dargınım.

Biliyorum, yıllar sonra birileri aralayacak bu sayfalardaki sırrı,
Birileri okuyacak içimden sızan bu derin ibretleri.
"Bir adam geçmiş bu yollardan," diyecekler,
"Yalnızlığı zırh gibi kuşanmış, öfkesi sessiz bir adam..."
Duvarlara kazıdığımız o inançlı cümleler silindi belki,
Ama hafızamızdan gitmedi o ilk güvendiğimiz elin soğukluğu.
Yine de kimse sormasın bana nasılsın diye, sormasın...
Ben bu devranın o arkasına saklandığı yalan sözlere,
Ben bu ömrün zamansız gelen güzüne dargınım.

Topla şimdi ne varsa eskiye ve anılara dair,
Bir bavula sığdır o koca şehrin sahte gürültüsünü.
Vakit tamam, gidiyorum.
Arkamda ne sitemli bir mektup bıraktım, ne de açık bir kapı.
Sana kırgın değilim küçüğüm, sakın gözyaşı dökme...
Dargınım yalan sözlere, dargınım sahte yüzlere;
Ben kendime, ben gölgeme, ben beni bu sessizliğe mahkum edenlere...
Ben topyekün bu yalancı dünyaya dargınım!

Veysel Sari
Kayıt Tarihi : 13.08.2026 18:05:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!