Sormayın o aşkı el sözü yıktı
Hesapta olmayan ayrılık çıktı
Daha yaşanacak günlerde çoktu
Kimin kaldı gözü dargın ayrıldık
Kopardılar bizi kırgın ayrıldık
O çıktı gönlümden dillerde kaldı
Yaktım resimleri küllerde kaldı
Leyla gibi gidip çöllerde kaldı
Kimin kaldı gözü dargın ayrıldık
Kopardılar bizi kırgın ayrıldık
Bahar yazda vardı kışlarda gitti
Bana karşı çatık kaşlarla gitti
Gözümden o düştü yaşlarla gitti
Kimin kaldı gözü dargın ayrıldık
Kopardılar bizi kırgın ayrıldık
Yenildik gurura ettik kavgalar
Vurdu sitemlerle yüze dalgalar
Üstümüze çöktü kara gölgeler
Kimin kaldı gözü dargın ayrıldık
Kopardılar bizi kırgın ayrıldık
Aşka fedakarlık eden hep bendim
Ne hatam olduki neden hep bendim
Görmeden tuzağa giden hep bendim
Kimin kaldı gözü dargın ayrıldık
Kopardılar bizi kırgın ayrıldık
Eller hep karıştı arada kaldık
Yok yere tartıştık yarada kaldık
Büyürken aşkımız yarıda kaldık
Kimin kaldı gözü dargın ayrıldık
Kopardılar bizi kırgın ayrıldık
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta