Günlerdir gördüğüm, hasretini ve merakımı hârlayan rüyalarım; sonunda gönlümün tahammül şişesini kırarak beni yine senin bana kapalı, hiç bir zaman açılmayacak kapına getirdi.
Benim aptal kalbim, yine, yeniden senin hasretine yenildi.
Oysa sevilmediğimi de istenmediğimi de biliyordum.
Ama seni, sana dair herşeyi ölesiye merak ediyordum.
Bu gün bir kez daha anladım ki benim aklım; kalbimin ve ruhumun yanlış hissettiği şeyleri, yine yanlış yorumlayarak hastalanmış bir uzuvdan başka bir şey değilmiş.
Benim senin kalbine ve sana adadığım bu ömür seven değil; aptal ve hasta kalbimin kendi yangını ve kendi yanılgısıymış.
Yerin dibine girdim senin soğuk ve sert duvarlarına çarpınca.
Herkese ve her şeye bu kadar dik duran bu ruh, nasıl oluyor da konu sen olunca iki büklüm oluyordu?
Nasıl oluyordu da herşeyin idrakine vakıf bu beyin, konu sen olunca köreliyordu?
Daha ne kadar dibe çeker bir insan kendini,
Daha ne kadar utandırır, daha ne kadar basar gururunun üzerine karşılığı olmayan bir sevda uğruna?
Haklıydın!
Aşk; marazi bir hastalıktı.
Ve hastalık sahipleri sevilmeye değer değildiler.
Onlara biçilecek değer belliydi de ben sandım ki...
Sadece, sandım.
Yanıldım.
Bu sondu, artık anladım!
Kayıt Tarihi : 5.06.2026 15:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!