Ne dağları deldinde geçtin o yataklardan
Sen dur hele daha kapanmaz yaran
Az yetimlikler mi sınadı seni de dönmedin
Dayan ey koca çınar alacağın var hayattan
Sen ki ne kıskaçları kaldırdında aktın suyundan
Dur daha sayılmaz öksüzlükten geçen zaman
Ne zalimlere direndin de sancılı hep geçtin
Adına köprü denen ızdıraplarla kendi sıratından
Fotoğrafların daha yeni çıktı filinta delikanlı
Düzgünlüğün pürüzsüz insanlığın vicdanlı
Resmini senden çıkarttı tüm doğruluklar
Dur hele dur albümlere konacak iyilikler imanlı
Dur ki bir dur da sızmasın acıların daha yukarıya
Kocaman yüreğin yetişmez menzile var daha
Çelik grisi gözlerine düşürme o çocuksu hüznü
Sen rüştüsün dirayetin ve tevekkülün, sarıl hayata
Daha dur Adil Agam dur daha, sen bakma toprağa
Sarsılma sahip çık hep elinle kardığın sıvaya
Akasya kokulu gençliğinde yaşadın tüm yaslarını
Elini uzat, gözünü aç, mavi düşlerle diren gelen bahara
Ölmeye yatmak değil hakkın senin onurlu yaşamında
Acele etme Babam, günlenecek özlemlerimiz var daha…
(kAD’r+)
Kadir Üçvet
Kayıt Tarihi : 12.04.2026 23:28:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Sessiz kuşağın eşsiz sakinlerinden birine; yaşamın içinde sabır ve tevekkülün en derininden, doğruluk ve iyilikten, adalet ve dürüstlükten, insan ve erdemle örülü "o" ömründen ilhamla, o güzel insanlardan en iyi bildiğinin "o güzel atlarına binip" gitme isteğine karşı bir nida, dua olarak içsel sesleniş...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!