Çünkü Ölüm Şiiri - Sabit Süreyya Sirer

Sabit Süreyya Sirer
247

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Çünkü Ölüm

Çünkü ölüm,
bütün kırgınlıkların önüne geçen bir sessizlik bırakıyor insana...

Bir sabah uyanıyorsun,
dün uğruna kalbini taş ettiğin meselelerin
bir yaprak kadar hafiflediğini görüyorsun.
Ne o sert sözlerin ağırlığı kalıyor omuzlarında,
ne de geceleri uykunu kaçıran hesaplaşmalar.

Bir haber düşüyor yüreğine ansızın;
bir kapı kapanıyor sessizce,
bir nefes eksiliyor dünyanın gürültüsünden.
Ve o an anlıyorsun,
insan aslında ne kadar kısa bir misafir
şu faniliğin uzun görünen yollarında.

Bir zamanlar dönüp bakmadığın yüzler geliyor aklına,
yarım kalmış selamlar,
ertelenmiş ziyaretler,
“Sonra konuşuruz” diye ötelenen cümleler...

Meğer en ağır yük
söylenmiş sözler değilmiş.
Söylenemeyenlermiş.

Ölüm öğretiyor bunu insana.

Bir mezar taşının başında dururken
ne haklılığın anlamı kalıyor,
ne de gururun.

Yıllarca savunduğun öfkeler
bir avuç toprağın yanında
ne kadar da küçük görünüyormuş.

Sonra düşünüyorsun...

Kırdığın insanları,
kırıldığın günleri,
gözlerinin içine bakıp da
içindeki fırtınayı anlatamadığın dostları...

Ve anlıyorsun ki
hayat dediğimiz şey,
biriktirilen kinlerden değil,
paylaşılan sevgilerden ibaretmiş.

Bir annenin duası kadar gerçek,
bir babanın sessizliği kadar derin,
bir evladın gülüşü kadar safmış yaşam.

Gerisi geçiyormuş.

Zaman geçiyor,
mevsimler değişiyor,
saçlara ak düşüyor,
eller titriyor,
sesler uzaklaşıyor.

Ama insanın içinde
hiç yaşlanmayan bir taraf kalıyor.

Sevmek isteyen,
affetmek isteyen,
sarılmak isteyen bir taraf...

İşte ölüm,
o tarafı uyandırıyor çoğu zaman.

Çok geç kalınmış bir fark ediş gibi.

Bir mezarlık yolunda yürürken
isimlere bakıyorum bazen.

Kim bilir, diyorum,
hangi kavganın kahramanıydı bu insanlar?
Hangi davanın, hangi öfkenin,
hangi büyük gururun sahibiydiler?

Şimdi hepsi aynı sessizliğin içinde.

Aynı toprağın altında.

Ve aynı hakikatin gölgesinde.

Çünkü ölüm,
makamları eşitliyor.

Çünkü ölüm,
zenginle fakirin arasındaki çizgiyi siliyor.

Çünkü ölüm,
en yüksek sesli insanı bile
bir sessizliğe emanet ediyor.

O yüzden artık biliyorum;

Kalp kırmaya değmez.

İnsan tüketmeye değmez.

Bir ömrü öfkeye adamaya hiç değmez.

Çünkü gün geliyor,
hepimiz bir hatıraya dönüşüyoruz.

Bir fotoğraf karesine,
bir eski mesaja,
bir dua cümlesine...

Ve geriye ne bıraktığımız soruluyor.

Kaç kişiyi yendiğimiz değil,
kaç gönle dokunduğumuz...

Kaç kez haklı çıktığımız değil,
kaç kez merhamet gösterebildiğimiz...

Çünkü ölüm,
bütün kırgınlıkların önüne geçen bir sessizlik bırakıyor insana.

Ve o sessizlikte
insan ilk kez kendini duyuyor.

İlk kez gerçekten anlıyor hayatı.

Sonra göğe bakıyor.

Rüzgârın taşıdığı eski sesleri dinliyor.

Bir annenin duasını,
bir babanın nasihatini,
bir dostun kahkahasını,
bir evladın sıcaklığını...

Ve içinden usulca şunu geçiriyor:

“Keşke daha çok sevseydik birbirimizi.
Keşke daha az kırsaydık.
Keşke bu kadar geç öğrenmeseydik
ölümün en büyük dersinin,
hayatı sevmek olduğunu...”

Çünkü insan,
ölümün gölgesinde anlıyor;

Asıl mesele uzun yaşamak değilmiş.

İyi hatırlanmakmış.

Ve ardında,
bir çift gözde dua,
bir çift elde özlem,
birkaç kalpte sevgi bırakabilmekmiş.

Çünkü ölüm son değil belki...

Ama kırgınlıkların sustuğu,
hakikatin konuştuğu
en derin sessizliktir.

Sabit Süreyya Sirer
Kayıt Tarihi : 4.06.2026 17:20:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!