Bellidir eşkâlin halin ahvalin.
Sen seni anlatma boştur Cumo Can.
Bir yere vardırmaz dipsiz hayalin.
Hayal boştur gerçek hoştur Cumo Can.
Ne ekersen bir gün elbet biçersin.
Biçtiğin senindir gün gele yersin.
İnişli yokuşlu yoldan geçersin.
Doğru yoldan çıksan taştır Cumo Can.
Devran döne bela gelirse başa.
Pak bir yerin olsun dost arkadaşa.
Nadim olsan başı vurursun taşa.
Dost kırdıysan işin yaştır Cumo Can.
Hep zamanın geçti güle oynaya.
Hakkın olmayanı gittin almaya.
Bir geriye birde dön bak aynaya.
Hepsi hayal meyal düştür Cumo Can.
Dünya bazen geniş çok zaman dardır.
Daralsa gözünde zerre kadardır.
Zannetme her mevsim sana bahardır.
Bir bakmışsın mevsim kıştır Cumo Can.
Zaman gelir tükenirse nefesin.
Kursağında kalır nefsin hevesin.
Ömür dolar bedeninle yerdesin.
Huy kurtarır beden leştir Cumo Can.
Bir gün ödetirler sana hesabı.
Silinmiyor bu hesabın kitabı.
Ördün ise kul başına çorabı.
Ördüklerin kor ateştir Cumo Can.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta