Dalda kuruyan yaprak, dilde solan cümlem
Demsiz çayım şekersiz susuz kaynar çaydanlığım
Yüreğimin özlemsi haykırışında buz tutması
Kasım ayının gizli esintisi şubatın ayazında donarcasına
Kalıplaşmış cümlelerden ayrılmak imkânsızlaşıyor
Birden aniden dürtüler başlar çelimsizce belirsiz
Uykulara baş koymaktan acizken, rüyalarda kaybolmak ne mümkün
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!



