Çorak dere Yeşildere Şiiri - Yasin Yüksel 2

Yasin Yüksel 2
84

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Çorak dere Yeşildere

ÇORÇAK DERE VE BİR HABERİNİ BEKLEDİM

Elmadağ Yeşildere çorak dere

(Hayal ürünüdür şahıs ve kurumlarla ilgisi yoktur.)

Ankara’nın Elmadağ yazısında ekinler ekili ,üzümler sarkmış öz bağlarında, İdris Dağı’nın eteklerine sırtını yaslamış eski Yeşildere (Dereşıh) köyü,
sabaha karşı lalabelden geçen demiryolu hattından yükselen kara tren dumanı ve düdük sesleriyle uyanırdı.

Anadolu insanının ekmek kavgası uğruna gurbete, ekmeği taştan çıkarmaya ve Almanya’ya akın akın göç ettiği, pilli radyoların,ahalinin demli çayla ve taşplakların köy odalarında başköşeye kurulduğu zamandı.

​Âşık Ali eren, köyün neşesi, bağlamanın dilinden anlayan bir delikanlıydı. Çocukluk sevdalısı Elif ile sözlenmiş, "Birkaç yıla kalmaz döner, yuvamızı kurarız" diyerek yola koyulmuştu.
Ancak gurbet gideni kolay bırakmazdı Sıla'nın yolu görünmezdi.

Yıllar yılları kovaladı; ne şantiye yolları bitti ne de Ali erenin sılaya olan hasreti... İki sevdalı arasında gidip gelen mektuplar bir süre sonra kesildi. Ali eren, gurbette çile çekerken gözü hep sılaya dönen yolculardaydı, fakat her defasında elinde kalan tek şey derin bir belirsizlik oldu.

ÇORÇAK DERE AĞIDI...
Yeşildere Türküsü.

Haberini Bekledim sevdiğim

Gözüm yolda kaldı gençliğim soldu
sılaya dönerken engeller doldu
ne bir haber geldi ne bir ses oldu
taş bastım sevdalım hakka yürüdü

çorçak dere taşar bendini yıkar
gurbetin ateşi bağrımı yakar
Bağrıma vururum gözyaşım akar
söyle divane dil bu nasıl keder

idris dağına çökmüş kara duman
benim garip halim sorulmaz neden
ömür gelip geçti yar oldu yalan
Gönlüm ağlar benim tellerim kanar

bir gün gelir diye yolları gözledim
her gelen yolcuya adını söyledim
mezarın başında toprağı öptüm
uyan diyerek çarpana çaldım

aşık der ki gayrı sözüm tükendi
yüreğim yanmaktan kül olup söndü
sağ iken toprağa gömüldü bu garip
yar toprak oldu da türküsü kaldı...

Aradan geçen onca yılın ardından Ali eren, saçlarına kırlardüşmüş, eli ayağı gurbetin kahriyla nasır tutmuş yüzüne gurbetin çizgileri dolmuş bir halde nihayet Yeşildere’ye döndü.
Köyün girişindeki toprak damlı taş duvarlı ahşap pencereli evin önüne geldiğinde yüreği duracak gibi oldu.
Ancak ev viran harab terkedilmiş, kapısı rüzgârda gıcırdıyor,gazeller ev içinde tozla uçuyordu.
Elif’in yıllar önce amansız bir hastalığa yenik düştüğünü, son nefesine kadar gözünün yolda kaldığını öğrendi.

​O gece Ali eren, sevdiğinin bir zamanlar dereşıhı ay ışığını izlediği o eski ahşap pencereli odaya geçti.
Ne gurbete hıncını kırgınlığını atabiliyordu içinden ne de kendine olan öfkesini pişmanlığını keşkelerini...
Gözünden dökülen yaşlar bağlamanın teknesine damlarken mızrabı vurup bir daha hiç konuşmamak üzere suskunluğa büründü.
Ali eren, derdini Yeşildere’nin çilekeş ozanı Âşık İsmail’e emanet etti. Âşık İsmail, İdris Dağı’nın başındaki hiç eksilmeyen dumanı ve Çorçak Dere’nin beşpınarının içe akan çağıltısını Ali eren’in acısıyla harmanlayarak şu ağıdı yaktı:

​Bir Haberini Bekledim...
Seni unutmaya ömrüm yeter mi?

Bıktım artık şu gurbetin elinden,
zalim felek anlamadı hâlimden.
ayrı düştüm vatanımdan, gülümden;
gittiğim hiçbir yer bana yurt olmadı...

​Ah be gurbet vurdun beni canımdan,
Ahım yükselir yaralı bağrımdan.
bir kez olsun geçmedi yar yanımdan;
Seni unutmaya ömrüm yeter mi?

​Dertler çöktü yine, seni düşledim,
Yalnızlığı bağrımda yara besledim.
Yıllar boyu bir haberini bekledim;
Gelen her yolcuyu sen diye eylendim...

​Gece ay doğup penceremi kaplar ya,
eski yara yüreğimde sızlar ya,
adın desem dilim tutar, susar ya;
seni unutmaya ömrüm yeter mi?

​Gurbet ağu oldu, aldı savurdu,
sensizlik bu garip canı kavurdu.
Açık kaldı kapım dönersin diye;
bu divane en son kendini unuttu...

​Usandım ben bu hasretin kahrından,
Bir gülüşün medettir bana yarından.
Tükendi bu ömrüm yola bakmaktan;
İsmin dilde... Unutmaya ömrüm yeter mi?


Derler ki Âşık İsmail’in Yeşildere köy odasında bir makara banda kaydettiği bu türkü, kısa sürede dilden dile aktarılarak Almanya’daki işçi yurtlarından Anadolu’nun en ücra köylerine kadar yayıldı. Çorçak Dere boyunca yankılanan bu ağıt, sadece Âşık Ali ile Elif’in yarım kalan sevdası değil, Anadolu’nun sılaya hasret yaşayan tüm gurbetçilerinin ortak sesi haline geldi.

Yasin Yüksel.

Yasin Yüksel 2
Kayıt Tarihi : 23.08.2026 15:26:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!