Sen de bir çocuksun çünkü. Hıçkıra hıçkıra ağlamak istedim o zaman. Afacan gözlü bir çocuksun işte. Her şeysin… Becerikli elleri olan, afacan çocuk… Biraz da hüzünlü… Senden sonra kimleri tanıyacağımı düşündüm. Senin de kimleri tanıyacağını… Sana iyi bakacaklar mı? Yıllar geçse de çocuk kalacaksın sen. Aşk garip bir yalan. Aşkı anlatıyorlar. Gözlerini süze süze, oynaya oynaya aşkı anlatıyorlar. Eğer sen de görmeseydim aşkı inanırdım onlara. Sarılıyorlar birbirlerine. Oysa gerçekten sevselerdi ayrı düşerlerdi ve hiç oynamazlardı. Öyle bilinmez yollardan gelen bir yolcu ki o… Ben gezdirdiğin çocukları kıskanıyorum. Ama biliyorum sadece bedenlerimiz değil, ruhlarımız da milyarlarca yıl uzakta.
Şimdi bir düş ağacı büyüyor içimde. Günden güne kök salıyor. Dalları bilinmez yerlere ulaşıyor. Önümde âşıklar arsızca ve acımasızca salınıyorlar. Benim gözümün yaşı sizden değildir. İçimin sızısıdır. Siz hiç görmeden yerdeki bir dikeni sevebilir misiniz? Ya da birbirinizde bir diken görseniz…
“Çoklarından düşüyor da bunca. Görmüyor gelip geçenler. Eğilip alıyorum. Solgun bir gül oluyor dokununca…” *
* B. Necatigil
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Doğum gününüz münasebeti ile uğradığım sayfanızda,
Bu güzel çalışma ile karşılaştım.
Tebrik ederim
Yaşayacaklarınız,
Yaşadıklarınızdan
daha renkli,
Daha hareketli,
daha bereketli
Geçmesi temennisi ile
Doğum gününüzü tebrik eder
Sağlık
Afiyet
Başarı dolu bir ömür
Yüce Rabbimden niyaz ederim
Osman ERDOĞMUŞ
SAKARYA
Büyüyen düş ağacınızda
eksik kalmasın sallanmaya aşıklar
lakin arsızca değil, acımazsızca değil...
saygılar...
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta