Kırın, yabanın, uçan kuşların saklanmaya konacağı dalı bulmaya ihtiyacı yok.
O kadar düzlük, o kadar geniş dere-tepe var ki, olan ağaçlar da derenin içinde.
Buğday kırıntıları toplamak için yazlığa çıkarlar serceler güvercinler. Susadıklarında
su içmek için giderler dereye. Koyunlar meleşerek, inekler sürüsünde sineklenerek
güfa düşmüş gibi kuyruklarını sallayarak yerlerinde durmuyorlar. Çoban Hamza ne yapsın? Koyuna kuzuya, bir de karışırsa sığıra! Koyunlar, köpekler bile gölgelik arıyor.
Düz ovanın kızgın güneşin kızıllığında hayvanlar ne yapsın?
...Akşamın serinliği çökmesine vakit vardı. Köpekler kendi aralarında oynamaya başladı. Hamza ateşi yaktı, suyu koydu tencereye ' Bir güzel bulgur pilavı yapayım çoban pilavı meşhurdur.. '
Tek unutmak için acılarımı
Baksana; kırdılar kapılarımı
Yağmalandı kalbim, ömrüm, herselim
Kursuna dizdiler anılarımı
Yenik duştum bu savaşta neyleyim
İlginç bir öyküydü..Kutlarım...Nurdan Ünsal
anlılardan bir dem güzel anlatım
geceyi kırın kokusu sardı
tebrikler can kardeşim sevgiler
üstadim Tebrik ederim bu dalda da çok harikasiniz Oldukça güzel kaleme almisiniz tebrik eder daha nicelerini dilerim saygilarimla,
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta