ÇOBAN ATEŞİ
Fevzi Emir Yılmaz
Gece yarısı sancıları gibi düşerdin düşlerime,
Ben kovsam yüzsüzlük ederdin,
Ben çağırsam naz…
Şimdi “Yan!” diyorum, deli yüreğim…
Çoban ateşi gibi hiç sönmesen de bu bile sana az.
Vakitsiz misafirliklerin uykularımı kaçırırdı,
Ne kadar dirensem o kadar üstüme gelirdin tüm şehvetinle,
Bazen geceyi gün, bazen günü gece kılardık seninle,
Çoban ateşi gibi yakar geçerdin her seferinde.
Su içerken boğulmaktı bizimkisi,
Ne zaman hayat verip ne zaman canımı alacağın
Büyük bir bilinmezlikti.
Sorsan adı aşktı,
Oysa bu, kanatlanıp uçacağın vakit
Toprağa gömülmekti.
Bir gün bile el ele tutuşup
Göz göze gelmez isek
Yaşıyor saymıyorduk kendimizi,
Çığlık çığlığa kalıyorduk görmezsek birbirimizi.
Yan yana gelemez isek eğer,
O gece ya ay tutulur
Ya yıldızlar kayardı.
Bir gün gelir de yoluna düşersem yine,
Adını anmam belki ama gözlerim ele verir seni.
Rüzgârın tenine dokunduğu gibi
Geçerim içinden usulca;
Bilirim, bu sevdanın
Cezası da sensin, affı da.
Şimdi sorarsan neden yanar hâlâ içim diye,
Küllenen bir ateşin közüdür bu… Sönmez belki de.
Bir çoban ateşi gibi tüterim şimdi hâlâ o sahilde,
Kavuşabilmek ümidiyle…
Belki bir gece,
Belki bir ömür,
Belki de bir duada…
Kayıt Tarihi : 12.6.2025 00:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!