…. o ağacın altında, dağ başındaki.
bir kız çocuğu çiçekli basmadan entarisi, örülmüş saçları iki yandan
ve sıfır numaraya tıraşlı kafası ile pantolon dizleri yamalı bir oğlan
ne kadar uzak olsa da elleri, bir gün aynı yastıkta buluşacaktır terleri
kekik kokusunu bilip sen dedim birine çünkü, ben olduğum için diğeri
(böyle düşününce, ne kadar deli saçması geliyor değil mi....)
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Kimden : Şair Yusuf Değirmenci 1 (Bay, 65)
Kime : uzungemici / cevat çeştepe
Tarih : 20.09.2010 12:56 (GMT +2:00)
Konu : Yn: Yn: [antoloji-sitesi..] CİNNET PERİSİNİN SAATİ - yeni şiir
cevat beyin şiirlerine yorum yazmak için en az onun kadar usta olmak gwerek biz eyoş gçsteren usta kalemlerden olduğu için bende kendisine müteşekkirim
Hasret işle böyle cinnet perisini getirtsede ...Ancak bu kalem bunu bu kadar naif işler................Kutlarım.......
uzun bir yolculuk şiirleriniz hani bitmesi istenmeyen yolculuklardan sizin gibi yazabilmek için daha çok zaman ve emek gerek sanırım tbrkler tam puanla antolojimde
*O AĞACIN ALTINDA DAĞ BAŞINDAKİ
AMA İŞTE GÖRÜYORSUN Kİ ŞİMDİ
BOŞA GEÇEN YILLAR SEVMEZ KALEMİ
DERKEN GELİR BİR SİREN BEYAZ GÖMLEKLİ
PEKİ NEDEN HALA YOKSUN ANLAMADIM Kİ *
DUYGULARIN KANAT KANAT ÇIRPINIŞIYDI SANKİ
AÇIK DENİZLERE DOĞRU.....
SÜPERDİ SONSUZ KUTLUYORUM
* 10 ANTOLOJİ.COM YILDIZI *
Heyy gemici o gemi gelsin ve umut getirsin.Tebrik ve saygım ile
işte görüyorsun ki, şimdi.
buluştuk ikindi vakti, mitolojiden de eski kuşların kanat rüzgarından
içimizden nehirler aktı, kavuştuk aynı denize, farkında bile olmadan
rüya ise eğer bu, yaşam yıldız işlemeli, paha biçilmez bir gece elbisesi
ya gün ortası çıplak hayaller gibi, damarımda dolaşan ateşe ne demeli
(anlatırken bile yan yana getirmek, ne zor oluyor kelimeleri....)
..
yine ustaca...
yine aldı götürdü dizeler...
çok derin bir hasretin seslenişi...insan satır aralarında kayboluyor...belki de herkesin böyle bir cinnet anı vardır fakat bu kadar güzel anlatamaz...yüreğiniz ve kaleminiz susmasın...saygılarımla...
Anlaşıldı... Gemici gemiye atlayıp açılmak istiyor sonsuz sulara... Kimbilir hangi limana çıkarır onu hangi fırtına... kutluyorum sevgili kaptan..
Yalin bir askin, yalansiz, riyasiz bir ozleme donusmus halini yansitan dizelerdeki duyarlilik ve duygu seli cok yogun, sanki bir yasanmisligin aksini yansitiyor dizeler sayin Cevat Bey. Kutlarim, mutluluklar sizinle olsun! (10on)
Çocukluğumuzun güzel günleri..Yaşadıklarımız,kafamızda kurduğumuz onlarca hayal..Kimisi gerçekleşmiş ,kimisi gerçekleşmemiş..Hatırladığımızda içimizi sızlatan ,dudaklarımızda buruk bir tebessüm bırakan anılar...Yaşamın son noktasına kadar bizimle beraberler ..Sıkıca elimize sarılan, canımızdan bir parça olan anılarımız..
Yüreğinize sağlık ustam..Çok güzeldi.
Bu şiir ile ilgili 105 tane yorum bulunmakta