Her adımımda
aynı dar, aynı çıkmaz sokak.
Taşları ezberimde,
duvarları alnımda birikmiş.
Yürüdükçe kısalıyor mesafe,
uzadıkça içim.
Bir yere varmak değil artık derdim,
aynı yere varamamaktan yoruldum.
Kendi izimi sürmekten yorgunum.
Ayaklarım benden önce biliyor nereye varacağımı,
yine de yürüyorum.
Çünkü durmak da aynı sokak.
Geçmiş, geleceğin üstüne basıyor
ve zaman dediğin
hep aynı saatte kırılıyor.
Her köşe başında
kendimle burun buruna geliyorum.
Bana benzeyen bir yorgunluk
bakıyor yüzüme,
geç kaldın diyor,
ya da çok erken.
Hangisi daha ağır bilmiyorum artık.
Duvarlara yaslanmış umutlarım var,
üstü afişlerle kapatılmış,
yırtıldıkça altından
aynı cümle çıkıyor:
Biraz daha dayan.
Ama dayanmak da
bir çeşit kaybolmak değil mi?
Sokak daraldıkça
sesim içime kaçıyor.
Bağırmak istiyorum
ama yankım bile yorulmuş benden.
Adımı söylesem
kimlik soracak kadar yabancı
bu sessizlik.
Kendi izimi takip ettim yıllarca,
ve daha güvenli sandım
başkasının yolundan sapmamayı.
Meğer en büyük labirent
kendi ayak izlerimmiş.
Dönüp dolaşıp
aynı pişmanlığın önünde duruyorum.
Gökyüzü bile alçak burada,
bulutlar sanki
bu sokağın tavanı.
Ne dua yükseliyor
ne isyan.
Sadece ağır bir neden sorusu
omuzlarıma çöreklenmiş.
Yoruldum.
Bir yere varamamaktan değil,
hep aynı yere varmaktan.
Kendimi tanımaktan bile
usanmış durumdayım.
İnsan bazen
kendinden kaçmak ister
ama ayakları
kendisini çok iyi tanır.
Yine de,
bir adım daha atıyorum.
Belki bu sefer
izim silinir diye.
Belki yanlış bir sokağa saparım
ve kaybolurum nihayet.
Çünkü bazen bulunmak değil,
kaybolmak iyileştirir insanı.
Ve eğer bir gün
bu sokak biterse,
bil ki ben bitmiş olmayacağım.
Sadece
kendi izimi sürmeyi bırakmış
bir yorgunluk olacağım.
Kayıt Tarihi : 19.2.2026 12:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!