ÇIK GEL
Ikına ıkına omuz yükü iz tutmuş, şakağına da damla damla ter ve sağanak.
Belini eğmişsin umudun yüzüne, astar dip tutmaz. Hamal taşımaz aşkı, yük kervan kadar gezgin bir zula. Gizemli bir gölge var perde perde ve sıralı. Güneş haps olmuş perdelerin ardında, sıcakmı sıcak gölgeler serilmiş yerlerde. Dil leblerden dökülmekte, kekeme bir söz ilişir buseye.
Paslanmış hıçkırıklar çok yaşama tununur, temenni sembolik bir uyanışın gözlerini ovalıyor. Çapaklar gözlerinde firari bir kaçkın.
Ha uyur gözlerine dolar uzaklar, ha uyur rüyalarına dolar tuzaklar. Bu kaçıncı karabasanlar şiirde, Bu kaçıncı yer ve zaman neyi sayar sıfırın değersizliginde.
Birazdan leblerinde kıracın kurak türküsü dökülür tenezenin tellerine, ne tel dem tutar, ne bu yürek sensizliği yutar.
Çık gel gözlerimdeki duraklardan, çık gel ilk vesayitle.
Her gün biraz daha süzülmekteyim.
Her gece, içinde mermer döşeli,
Bir soğuk yatakta büzülmekteyim.
Böylece bir lâhza kaldığım zaman,
Geceyi koynuma aldığım zaman,




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta