Tanrılar, bizi kutsardı sarı papatyalar açtığı vakit baharında bu coğrafyanın ve ben, eski bir Kürdî lisandan kalma otuz üç âyetlik aşkın sûresini gözlerinin el-cezireh siyahında hatmederdim ki, gözünün kutsiyeti üzerine süryanî şarabı içen bir hâtibim bugün; Mardin kerpiçlerinde patlayan Kâbil güneşini seyret sevgili, ve seyrettiğinde güneşini Kâbil'in; gözlerimdeki ateşgâhların, ziggūratların, tapınakların Grekia, Anatolia, Kurdienna semalarındaki ilahîlerini dinle; sesimi duyacaksın Antakya'nın eski bir Patrikhanesinde ve heybemi bulacaksın Haleb'in bir hurma sedirli Mescidinde..
Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Bitmez tükenmez engeller koydun
Devamını Oku
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Bitmez tükenmez engeller koydun




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta