ben bir kuş olsaydım eğer
dağlara dağlara uçardım
denizlere denizlere
rüzgarlara karşı uçardım
ben bir kuş olsam ah
erik ağacına yuva yapardım
o çok büyük şehirde bugün
ben bir sürü insan gördüm
bir sürü insan beni gördü
aslında kimse beni görmedi yalan söyledim
aslında kimse kimseyi görmüyordu o büyük şehirde
ve aslında bir sürü insan falan da yoktu o şehirde ben yine yalan söyledim
iyileşmek mi
bedeli devlet sürmekti yaralarıma
sonrası sahibine öten kafes kuşu
sonrası serçeye ölüm
ben bunu yapamazdım
.
Düşündüm hangi çiçeğe bastım
Hangi kuşun yuvasını bozdum
Hangi çocuğun geleceği için ağlamadım diye
Rüzgar selamsız sabahsız geçti önümden
Ağaçlardan çıkmadı bir merhaba sesi
yaban ellerde ırgat onlar
küçücük eller fındık dallarında
pamuk kozalarında kınalı parmaklar
oyun değil bu ekmek parası
yürek yarası
diken çok diyor babası batıyor çocuklara
kuruyan nehirler de ulaşır denizlere
kumlarında taşır rüzgarlar
ahlarını
umutlarını
ben çocukları sevdim
onlarda beni
daha ne isteyim
denizi sevdim
üstüne maviyi
altını pulu neyleyim
"ama öyle işte susuyor insan
deme öyle gözlerime bak teslimiyet değil bu
hayır hayır değil öyle değil
belki bir sitem zamana
biraz sessiz biraz hüzünlü"
evlatlar analarını değil
analar evlatlarını gömüyor artık bu topraklarda
gel dayan şimdi bu acıya




-
Başak Öztürk
Tüm YorumlarYüreğini düşüncelerini İnsanlığa adamış yaşadığı zaman dilimine duyarlı.. nadir bir kişilik...
Arkadaşımı yürekten kutluyor...başarılarının devamını diliyorum...