Ömrümüzün kandili, dilerim hiç sönmesin
Gönlümüzün neş’esi, hiçbir zaman bitmesin
Kader gülsün hep bize, günler acı geçmesin
En güzel yıllarımız, ziyan olup yitmesin
Ömür sebil gibidir, zaman akıp bitmesin
Ömrünü bizlere adayan sensin
Geceyi gündüze bağlayan sensin
Acıyı yürekte dağlayan sensin
Gözümün nurusun canımsın annem
Her zaman gözünde nazlı bebeğiz
Üryan doğduk anadan, sarıldık ağlayarak kundağa
Ölürken de sessizce, kefenlenip gireceğiz toprağa
Ömür derler doğumla ölüm arasındaki zamana
Çabamızdır bir yudum nefesle hayata tutunmaya
25 Ağustos 2013 – ISPARTA
Ömür hazan gülüdür, bir anda solup biter
Bazen bir yaprak olur, rüzgârla uçup gider
Bazen bir gazel olur, toprakta çürür biter
Tende bir can gibidir, ansızın göçüp gider
Ömür denilen süre, su gibi akıp gider
Ömür kandilimiz, bir yıldız gibi
Söner yavaş yavaş, erir mum gibi
Her şeyin bir vakti, bir zamanı var
Göçer bu âlemden, her fâni gibi
Ömür defterimiz, bir takvim gibi
Bizim için neler neler dediniz
Bir sözün üstüne bin eklediniz
Haset edip bizi çekemediniz
Kem gözlerle bakıp nazar ettiniz
Gözleriniz aydın biz gidiyoruz
İstanbul’un tarifi; canlı tarih demektir.
Medeniyet beşiği, ilim tahsil demektir
İstanbul’um taşıyla, toprağıyla cennettir.
Tarifsiz doğasıyla; bulunmaz bir nimettir.
Düşmanlarla el ele, söyleşirler göz göze
Otururlar diz dize, İslam’ın düşmanları
İnsanları kandırır, bombayla uyandırır
Diri diri yaktırır, İslam’ın düşmanları
İstanbul’um ağlıyor,gözleri yaşlı yaşlı
Her taraf beton bina,çirkin ve paslı paslı
Yakılmış ormanları,ciğerleri yaralı
Takılmış boğazına,çelik prangaları
Nerede o güzelim,İstanbul sokakarı
İstemem ben mermer kaplı bir mezar
Kara toprak bana yeter de artar
Baş ucumda olsun, sade ismim var
Kara toprak bana yeter de artar
Bu toprakta yatan nice insan var




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!