Kendi öz yurdumuzda, garîb eyleme Yâ Rabb
İç ve dış düşmânlara, mağlûb eyleme Yâ Rabb
Her karış toprağında, şühedânın kanı var
Şânlı azîz milleti, mahcûb eyleme Yâ Rabb.
Çatallaşmış dillerden
Kokuşmuş emellerden
Sapıtmış rezillerden
Bizleri koru Mevlâ’m
Dünyâya tapanlardan
Boğazımda düğüm düğüm, çırpınırken son figânım
Hâlimi arz etmek için, yoktur başka bir lisânım
Huzûra ermek murâdım, her nefeste tende cânım
Hâlimi arz etmek için, yoktur başka bir lisânım.
Hece sayısı:8+8
Aras nehri şâhittir, gamlı hazîn öyküye
Şimdi artık bir destân, hüzünlü bir türküye
Zulme boyun eğmeyen, tam da yüz kırk altı can
Her birimiz gencecik, hem de tâze bir fidan
Yıl bin dokuz yüz kırk dört, yüz kırk altı gardaşım
Stalin’in zulmünden, sığınmıştı yurduma
Azerbaycan’dan gelmiş, hepsi de can soydaşım
İmdâd bekliyor bizden, çağırmıştı yardıma.
En üstten bir emirle, verilmişti bir karar
Bu gönül yurdundan, göçüp gidersem
Ardımdan hoş sadâ, kalsın isterim
El açıp Mevlâ'mdan, dilek dilersem
Dostlara armağan, olsun isterim
Gönülde kurulan, ilhâm sofrası
Bugün de akşam oldu, yine çöktü karanlık
Boynunu büktü gönlüm, sanmayın ki bir ânlık
Anladım ki yalanmış, bu âlemde sultânlık
Boynunu büktü gönlüm, sanmayın ki bir ânlık.
Bugün hava bir garip kuşlar ötmüyor
Caddeler sokaklar boş, kimse geçmiyor
Bâd-ı sabâ rüzgârı susmuş esmiyor
Ne hazindir gidenler, geri dönmüyor
Güneş pembe tülünü, kement atmıyor
Bozulan her bir ayar
Düzensiz yerde kayar
El âlem uzaydayken
Tembel yerinde sayar
Taklit maharet değil
Bu âlemde herkese, gurûr kibirle bakan
Aklı ile kavgalı nice bigâneler var.
Yenik düşüp nefsine, süslü sıfatlar takan
İçi-dışı küflenmiş, nice divâneler var.
Mânâsız sözleriyle, konuştukça alçalan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!