çay kokusu
yapmazdım ya oldu bu sabah
alt kattan buram buram yayılan
kızarmış ekmek ve derin çay kokusu
imrendim nedense canım çekti birden
porselen demlikle çay koydum ocağa
bir iki bardaklık yalnızca bana
zaten kim var ki benden başka
ilk değildi yine de başında bekledim
ben diyeyim beş siz deyin on dakika
geçmeyen saatler gibi sabırsızlıkla
bir ince belliye sonra açık renkli az demli
bir şeker biraz kekremsi biraz acımtırak
sanki hayatın alamadığım tadı gibiydi
kalanı da saksıların toprağına iyi geldi
bugün bayram
yine bir bayram sabahı
yalnızlığımın kaçıncı sabahı
gökyüzünün gözlerime kaçıncı kaçışı
unutayım diyorum ne varsa yaşadığım
içimde yer eden ne varsa unutayım
ne kadar istesem de olmuyor
ne kadar silip atmak istesem
kurtaramıyorum kendimi
yine düşüyorum dipsiz bir hüzne
kederlenmiyorum artık
gözyaşlarım süzülmüyor
geç kalmış yağmurlar gibi de değilim
ama ne zaman
seni unutmayı düşünsem
içerim elvermiyor
aklım kendini şaşırıyor
uyuyup ta uyanmayasım geliyor
soruyorum durmadan kendime
seni görmediğim
senin olmadığın
bu kaçıncı bayram sabahı
yüreğim de dayanmıyor
fotoğrafların mektupların
bakamıyorum
okuyamıyorum
korkudan
ödüm patlıyor
böyle daha
kaç sabah
bilmiyorum
çok oldu kış bizi terk edeli
bahçelerimizdeki karlar eriyeli
şimdi mayıs
yeni yağmurların
yeni hayatların
yeni çiçeklerin
sevinçlerin ayı
güneş sıcak
toprak ıslak
yeni ısınıyor tenim
hayat aynı sürüyor
alışkanlık hepsi
eskisi gibi
balkondan
bakıyorum
tekrar bakıyorum
durmadan bakıyorum
her şey gözlerimin içine
istiyorum ki
çıkarıp atayım
parmaklarım
tırnaklarım
delik deşik göz çukurlarım
ezan sesi geliyor yakınlardan
bu öğlen olmalı ama daha
güneş o kadar yükselmedi
belki de ben farkında değilim
ne kadar anlam vermek istesem
taşıdığım öz kadar önemli olmuyor
tanrı zaten biliyor içimden geçeni
sonra ezan sesi giderek azalıyor
arkasında kala kalıyor yalnızlığım
alıştığım anlamsız yaşamım
alıştım diyorum ya
yine de inanmayın
söylediklerimin hepsi yalan
insan alışamıyor hiçbir zaman
öteki türlüsü kendini kandırmak
bir aldanmaca oynamak
azda olsa bir kör umut yaşatıyorsun
hayaller kuruyorsun geleceğe dair
kötüleyen bahçende
yeni filizler istiyorsun
yeni çiçekler yeşersin
belki su yerine
göz yaşlarını döküyorsun
belki çıkaramıyorsun güneşe
yine de yaşatmaya çalışıyorsun
arada zayıf cılız
sürgünler görüyorsun
çırpınıyorsun çabalıyorsun
yetmiyor dünyalar
yetmiyor sular
önce kuruyor ölüyor
sonra toprak
huzurlu sıcak
bayram dediğin nedir ki
içinde kavrulduğumuz yaşam mı
birkaç gün kendini kandırmak
sonra unutmak mı
hiçbir şey değişmiyor oysa
enflasyon yine artıyor
döviz yine rekorlar kırıyor
virüs yine durmadan bulaşıyor
hükümet yine önlemler alıyor
küçük işyerleri kapalı büyükler açık
okullar kapalı ibadethaneler açık
burada bile ayrımcılık
ya işsizlik ya yoksulluk
giderek ağırlaşan bir silindir
ezilip duruyor insanlarımız
son verilen yaşamlar
yarı aç yarı tok yaşayanlar
başka ne desem ki
acı bir türküden başka
söylenecek ne kaldı
‘’ bayram gelmiş neyime *
aman aman garibim anam’’
bu telaş içinde
unutuyordum az kalsın
yaşlılığıma verin
bağışlayın lütfen
henüz vakit varken
buralardan gitmeden
bayramınızı kutluyorum
sağlıklı günler diliyorum
*Geceler Yârim Oldu
Şanlıurfa türküsü
Kaynak Cemil Cankat
Kayıt Tarihi : 26.07.2026 12:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!